BİST
103072
ALTIN
272.126
DOLAR
5.6668
STERLİN
7.1126
EURO
6.2796

İLAÇ SEKTÖRÜNDE NEREDEYİZ?

Türkiye, yılda ortalama 25 milyar TL ilaca para ödemektedir ve maalesef ilacın yüzde 95’i ithalata dayalıdır. İthalat açığımız enerjiden sonraki en büyük açıktır ve yaklaşık 5 milyar dolardır.

Doğduğumuz andan, hatta doğmadan evvel ve ölürken bile ihtiyaç duyduğumuz şeydir ilaç. Bu çıplak gerçek, ilaç sektörünün ne kadar önemli ve büyük bir pazar olduğunu da gözler önüne sermektedir. Bu yönüyle de ilaç, sadece hastalar için şifa olmanın çok ötesinde, ilaç sektörünün ekonomiye olan katkısı oldukça yüksektir.

Dünyada savunma sanayi, tıp ve enerji sektörü ile beraber en fazla araştırma geliştirme yapılan sektör ilaçtır dersek yanılmış olmayız. İlaç sektörü bir yandan en fazla Ar-Ge’nin yapıldığı sektör olurken, öte yandan da pazarın büyüklüğü yaklaşık 1,1 trilyon dolar seviyelerine yükselmiştir.

EFPIA (European Federation of Pharmaceutical Industries and Association) ve İEİS (İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası) verilerine göre; ABD 462 milyar, Çin 117 milyar, Japonya 90 milyar, Almanya 43 milyar, Fransa 32 milyar dolarla ilk 5 sırada yer almaktadır. Türkiye ise 7 milyar dolarla 16. sıradadır.  ABD,  1.1 trilyon dolarlık global pazarın, 462 milyarlık kısmını üreterek, adeta pazarın yaklaşık yüzde 45’ine tek başına sahiptir. Hatta ABD, kendisinden sonra gelen ilk 4 ülkenin toplam pazar payını 2 katından fazla büyüklüğe sahiptir.

İlaç üretmek son derece maliyetli bir süreçtir. Özellikle “bileşik” üretim maliyeti ve ruhsatlandırma sonrası çalışmalarla birlikte yaklaşık 2,8 milyar doları bulmaktadır. Böylesine pahalı bir araştırma geliştirme elbette sadece şirketlerin veya üniversitelerin yapabileceği bir iş değildir. Devletin de mutlaka finansal desteğine ihtiyaç vardır. Klinik araştırma diye tabir edeceğimiz ilaç araştırmalarında 2015 verilerine göre Ar-Ge harcaması yaklaşık 140 milyar dolardır.

İlaç sektöründe en önemli argüman şüphesiz “molekül” üretmektir. Kendi molekülünü üreten 13 ülke vardır. Bunlardan bazıları ise ABD, Japonya, Çin, Güney Kore, İsrail’dir ve her 10 molekülden 8’i ABD’de üretilmektedir.   

TÜRKİYE’DE İLAÇ SEKTÖRÜ

Türkiye, yılda ortalama 25 milyar TL ilaca para ödemektedir ve maalesef ilacın yüzde 95’i ithalata dayalıdır. İthalat açığımız enerjiden sonraki en büyük açıktır ve yaklaşık 5 milyar dolardır.

Türkiye’de 69 firma, 74 üretim tesisinde, 6 bin 328 kalem ilaç üretmektedir. Bu ilaçlar yılda ortalama 2.2 milyar kutuyu bulmaktadır. 15’i çok uluslu, toplamda ise 57 yabancı şirket ilaç sektöründe faaliyet göstermektedir. İlaç hammaddesinin yüzde 80’ini ise ithal edilmektedir. Kalan yüzde 20’lik diliminde ise 12 tesis hammadde üretmekte ve bu tesislerin 3’ü yabancı sermayelidir. İstihdam açısından baktığımızda ise sektörde 35 bin çalışan vardır.

İlaç sektöründe 24 akredite Ar-Ge Merkezi vardır. Bu merkezlerde bin 50’yi geçen çalışan bulunur. Türkiye 2015 sonu itibarı ile ArGe’ye 235 milyon TL’yi aşan harcama yapmıştır. Bu rakam gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında düşüktür ancak yine de başlanmış olması dahi büyük kazanımdır. (Rakamsal veriler; KPMC Mali Müşavirlik Firmaları tarafından hazırlanan İlaç Sektörüne Bakış isimli Araştırma Raporu’ndan alınmıştır. Ayrıca Deloitte raporundan da yararlanılmıştır.)

İlaç sektöründe Ar-Ge yapmak çok önemlidir. Türkiye’de son yıllarda bunun farkına varmış ve 2023 Vizyon Belgesi ile Milli İlaç Üretimi hedeflenmiştir. Bu hedef; “İlaç sektöründe araştırma geliştirme, üretim ve yönetim merkezi olan bir Türkiye” şeklinde belirlenmiştir. Bu vizyon çerçevesinde, Türkiye İlaç Sektörü Stratejisi Belgesi’nin genel amacı ise “Ülkemiz ilaç sanayini uluslararası rekabet gücüne sahip, dünya ihracatından daha fazla pay alan küresel bir oyuncu haline getirmek” olarak şekillendirilmiştir.

Türkiye, molekül üreten 14. ülke olmak konusunda da ciddi çalışma yapmalıdır. Bu konuda Güney Kore veya İrlanda modelini uygulayabilir. İrlanda, 7 milyar dolar ilaç yatırımı çekti ve 15 milyar dolar ihracat yapıyor. Güney Kore ise 15 milyar dolar ilaç yatırımı çekti ve sektör 14 kat büyüdü. 15 yeni molekül keşfi sağlayan ülke, uluslararası patent rekabetinde 7. sıraya yükseldi.

Türkiye ilaç sektöründe büyüyebilir ve kendi molekülünü üretebilir durumdadır. Ar-Ge çalışmaları, ilaç sektöründe patent sayısının artırılması olağandır. Önemli olan bu konuda devletin tüm kurumlarının, üniversitelere, şirketlere, araştırmacılara ve girişimcilere eksiksiz destek vermesidir. Bu arada 422 ilaç patenti bulunan, Spektral Holding’in ilaç sektöründe yapmayı hedeflediği çalışmalar dikkat çekicidir ve sektöre umut vermektedir.