banner181

banner213
banner210

Olcan Adın: Trabzonspor'da hedeflerimi daha da büyüttüğümü düşünüyorum

02 Mart 2012 Cuma 11:10
Bu haber 3689 kez okundu

Trabzonspor’un devre arasında Gaziantepspor’dan transfer ettiği başarılı futbolcu Olcan Adın, Trabzonspor'a gelerek hedeflerini daha da büyüttüğünü söyledi.    Gaziantep’teki başarılı performansını Trabzon’da...

Olcan Adın: Trabzonspor'da hedeflerimi daha da büyüttüğümü düşünüyorum
Trabzonspor’un devre arasında Gaziantepspor’dan transfer ettiği başarılı futbolcu Olcan Adın, Trabzonspor'a gelerek hedeflerini daha da büyüttüğünü söyledi.

    Gaziantep’teki başarılı performansını Trabzon’da da sürdüren ve uzun bir aradan sonra milli takıma çağrılan Olcan, Türkiye Futbol Federasyonu’nun TamSaha Dergisi’ne verdiği röportajda, futbol kariyeri ve özel hayatına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
    Olcan Adın'ın TamSaha Dergisi'ne verdiği röportajın ayrıntısı şöyle:
    
    Öncelikle en başa gidip futbolla tanışma hikâyeni alalım kısaca.
    Ailemin futbolla içli dışlı olması beni de futbola yönlendirdi diyebilirim. Oturduğumuz lojmandaki takımda futbola başlamıştım. Babam SEKA Kağıt Fabrikası'nda çalışıyordu. Fabrika lojmanlarının bir takımı vardı. O takımla bir antrenmana çıktım. Takımdaki ağabeylerim futbolumu gördükten sonra beni Balıkesirspor'a yönlendirdi. Böylece 8-9 yaşlarındayken Balıkesirspor'un altyapısına katıldım.

    Daha sonra Kartalspor'a geçtin, oradan da Fenerbahçe'ye. Fenerbahçe'nin altyapısına geçişinde etkili olan isimler kimlerdi?
    Kartalspor'da 1 sezon oynadım. O sezonun sonunda direkt Fenerbahçe'nin A takımına gittim. A takımla antrenmanlara çıkıyor, maçlarımı PAF takımla oynuyordum. Fenerbahçe'ye transfer olduğumda 17 yaşımı henüz bitirmiştim. 16 yaşındayken Kartalspor'da, 2. Lig'de oynamak kolay bir iş değildi. Kartalspor'da oynamamı sağlayan kişi ise benim futboluma güvenen hocam Ersin Şolpan'dı. Sezonun bitmesine 3-4 maç kala o dönemde altyapı sorumlusu olan Cemil Turan ve birkaç yöneticiyle görüşerek Fenerbahçe'ye transfer oldum.

    O dönemde de sol açık mı oynuyordun? Fenerbahçe'nin altyapısında gelişimine katkıda bulunan unutamadığın bir hoca var mı?
    O dönemde sol açık değil, forvet arkasında oynuyordum. Altyapıda bana katkıda bulunan bir hoca olmadı çünkü direkt A takıma gitmiştim ve sadece Christoph Daum'la çalıştım.

    Fenerbahçe'de oynarken zamanla önce Antalyaspor, daha sonra da Karşıyaka'ya kiralandın. Özellikle Karşıyaka'da 2007-08 sezonunda Bank Asya 1. Lig'de tüm sezon boyunca ilk kez düzenli oynadın ve sezon boyunca 9 gol kaydettin. O takımlardan yaşadığın tecrübeler sana neler kattı?
    Fenerbahçe'de hiç oynama fırsatı bulamamıştım. Ama Genç Millî Takımlarda şans bulmayı sürdürüyordum. Tabii oynayıp da Millî Takımlara gitmek çok daha önemliydi benim açımdan. Çünkü futbolcu ancak oynayarak kendisini geliştirebilir. Dolayısıyla önce Antalyaspor'a, ardından da Karşıyaka'ya kiralık olarak gittim. Özellikle Karşıyaka'da geçirdiğim dönem bana çok şey kattı. Süper Lig'den Bank Asya 1. Lig'e gitmek başkalarına garip gelebilir ama benim açımdan son derece olumlu bir dönem oldu. Dediğim gibi oyuncu maçta tekrar yapa yapa kendisini geliştiriyor. Elbette antrenmanın da büyük faydası var ama belirli bir yaştan sonra futbolcunun mutlaka oynaması gerekiyor. Sadece antrenman yaparak gelişim sağlayabilmek mümkün değil.

    Fenerbahçe'de yaklaşık 5 sezon forma giydin. Ancak bu süre içerisinde hiç düzenli olarak ilk 11 oynama şansın olmadı. Bir ara Zico seni kısa süreliğine ilk 11 oynattı ancak sonra tekrar yedek kaldın. Bu yıllarda forma bulamama nedenin neydi sana göre?
    Fenerbahçe'de 5 sezon gibi uzun bir süre kaldım ama dediğiniz gibi çok az oynama fırsatı bulabildim. Bu da Fenerbahçe'nin yapısından kaynaklanıyor. Fenerbahçe hedefleri itibarıyla çok yüksek maliyetlerle yıldız oyuncuları transfer eden bir kulüp. Genç oyunculara yeterince şans vermiyorlardı. Zico döneminde bir süre oynama fırsatı buldum. Ama bir maçta kötü oynayınca ertesi hafta kadroya alınmadım. Genç oyuncunun güven kazanabileceği bir ortam yoktu Fenerbahçe'de.

    Gaziantepspor ve Trabzonspor'da düzenli olarak oynamaya başladığından beri inanılmaz bir şekilde artan performansına baktığında Fenerbahçe'de geçirdiğin ve oynayamadığın yılların senin açından bir kayıp olduğunu düşünüyor musun?
    Elbette kayıp olduğunu düşünüyorum. Fenerbahçe'ye imzayı attığımda 18 yaşına yeni girmiştim. Kartalspor'dan Fenerbahçe'ye değil de bir Anadolu takımına gitsem ya da Trabzonspor'a gelseydim bugün çok daha farklı bir konumda olurdum. Orada neredeyse hiç oynamadan geçirdiğim 5 sezon, futbolumun gerilemesine neden oldu. Ama şimdi uzun bir süredir oynadığım için hem futbolumu hem de kendime olan güvenimi geliştirdim. Devamlı oynamak gerçekten oyuncuya çok şey katıyor.

    Gaziantepspor'a geçtikten sonra Jose Coucheiro idaresinde Süper Lig'de düzenli olarak oynamaya başladın. Sonra da Tolunay Kafkas'ın takımın başına gelmesiyle önlenemez yükselişin gerçekleşti. Bu yükselişte Tolunay hocanın payı ne kadar? Yoksa ‘Ben düzenli oynatılsam bu performansı zaten verirdim’ mi diyorsun?
    Gaziantepspor'a gittiğim ilk sezonda hiç forma şansı bulamamıştım. O dönemde takımın başında Nurullah Sağlam vardı. Nurullah hocanın ayrılmasının ardından yerine Couchero'nun gelmesi benim için bir dönüm noktası oldu. Kötü oynadığım maçlarda bile bana görev verdi ve devamlı oynama fırsatı tanıdı. Couchero benim için büyük bir şanstı. Tolunay hoca da bu şansın devam etmesini sağladı. Tolunay hocayla mükemmel bir uyum yakaladım. Onunla ilişkimiz antrenör-futbolcu gibi değil, abi-kardeş gibiydi. Beni daha önceden de tanıdığı ve özelliklerimi bildiği için bunları geliştirmemde büyük bir katkısı oldu.

    Tolunay Kafkas'ın gelmesiyle oyun içinde daha çok topla buluşmaya ve daha fazla sorumluluk almaya başladın. Buna benzer bir durumu bu sene Stoch'ta da görüyoruz mesela. Tolunay hoca bu vasfı kazanmanda seni ne gibi bir eğitimden geçirdi bu süreçte?
    Tolunay hoca beni Millî Takımlardan tanıyordu ve çok güvendiğini de söylüyordu. Bu nedenle saha içindeki sorumluluğumu da artırdı. Göreve geldiğinden 5-6 hafta sonra da takım kaptanlığını teklif etmişti bana. Yani o derecede güveniyordu. Her zaman arkamda olduğunu söylüyor, futbolumu geliştirmem için neler yapmam gerektiğini anlatıyordu. Dediğim gibi Couchero'nun ardından beni çok iyi tanıyan ve bana güven duyan Tolunay hocanın Gaziantepspor'a gelmesi çok önemli bir şanstı.

    Bu döneme kadar düzenli olarak ilk on birde forma şansı bulamamanda kişisel olarak hatalı olduğunu düşündüğün yönler var mı?
    Futbolcunun oynamadığı zaman küsmemesi gerekiyor. Ben oynamadığım dönemlerde belki kendi içimde kırgınlıklar yaşadım ama futbola hiç küsmedim. Hiçbir zaman antrenmanlarda çalışmazlık yapmadım. Tam tersine daha fazla gayret ettim, son dakikalarında şans bulduğum maçlarda bile elimden gelenin fazlasını yapmaya çalıştım.

    Bu sezon ortasında özellikle Galatasaray olmak üzere birçok takımdan transfer teklifi almana rağmen tercihini Trabzonspor'dan yana kullandın? Bu tercihin temel sebebi neydi? Trabzonspor'da daha çok forma şansı bulacağını mı düşündün?
    Benimle ilgilenen en ciddi kulüplerden birisi Trabzonspor'du. Dolayısıyla gelen teklifler arasında karar vermem zor olmadı. Trabzonspor bana öyle bir teklifle geldi ki kabul etmeme gibi bir seçeneğim olamazdı. Bir de kulübün yapısına, arkadaş ortamına ve oyunculara baktığım zaman kendime çok daha yakın olarak gördüğüm bir takımdı Trabzonspor. Bu kararı verdiğim için de çok mutlu olduğumu söyleyebilirim.

    Trabzonspor'da Şenol Güneş'in senden beklentileri neler? Gaziantepspor'dakinden daha farklı bir sorumluluk mu istiyor senden Şenol hoca? Gerçi sahaya baktığımızda hemen hemen aynı tarzda ve sistemde oynuyorsun…
    Trabzonspor'a yeni geldim sayılır. Şenol hocayla da çok iyi bir uyum içinde olduğumu söyleyebilirim. Benden sürekli oyunun içinde olmamı istiyor. Tabii ki zaman geçtikçe hocamın benden istedikleri de farklılaşacaktır. Ben de onun isteklerini yerine getirebilmeye çalışacağım.

    Trabzonspor'un flaş ismi Burak Yılmaz aynı zamanda Genç Milli Takımlardan da arkadaşın. Bu açıdan ikiniz de birbirinizi çok iyi tanıyorsunuz. Trabzonspor'da onunla birlikte oynamanın seni daha da başarılı kılacağına inanıyor musun?
    Burak'la çocukluk arkadaşıyız diyebilirim. 16 yaşımızdan itibaren yani 10 senedir tanışıyoruz. Bu yaşımıza kadar da hiç bir zaman bağlantımızı koparmadık. Burak'la sahanın içinde de dışında da çok iyi
anlaşıyoruz. Umarım şimdi Trabzonspor'daki bu birlikteliğimiz hem takımımızı hem de bizi çok başarılı kılar.

    İlk kez şampiyonluğa oynayan bir takımda bu kadar etkin bir roldesin. Hiç kuşku yok ki bu açıdan Gaziantepspor'dan farklı bir hedef içindesin. Bu durum seni nasıl etkiliyor? Neler hissettiriyor?
    Trabzonspor'a gelerek hedeflerimi daha da büyüttüğümü düşünüyorum. Çünkü burada çok farklı kulvarlarda mücadele ediyoruz. Gaziantepspor'da sadece bu sezonun başında UEFA Kupası'na katılmıştık. Trabzonspor ise çok büyük, farklı hedefleri olan ve Avrupa'da da isminden söz ettiren bir takım. Bu atmosfer içinde inşallah hedeflerimizde ulaşmada başarılı oluruz diye düşünüyorum.

    Trabzonspor'da oynamaya başladığın ilk maçtan itibaren tabiri caizse 40 yıllık Trabzonlu gibisin sahada. Bu durum nasıl gerçekleşti?
    Ben kendi adıma söyleyeyim, uyum süreci denen şeye pek inanmıyorum. Çünkü futbolun dili birdir. Sonuçta her yerde aynı işi yapıyorsunuz. Gaziantepspor'da da saha düz, top yuvarlaktı, Trabzonspor'da da öyle. Sadece arkadaşlar değişti. Tabii ki onlara bir alışma süreci olabilir ama ben kendi adıma bunu yaşamadım. Gaziantepspor'a gittiğim dönemde de böyle bir alışma sürecine ihtiyaç duymamıştım.

    Gaziantepspor'da saha içinde en çok kiminle anlaşıyordun, Trabzonspor'da kiminle anlaşıyorsun?
    Gaziantepspor'da benim için yeri çok ayrı olan Ivan de Souza vardı. Saha içinde de dışında da onunla çok iyi anlaşıyordum. O sol bek oynuyor, ben onun önünde yer alıyordum. Zaman zaman benim sol bek, onun sol önde oynadığı maçlar oldu. Onunla saha içinde çok ayrı bir diyaloğumuz vardı. Farklı dilleri konuşsak da birbirimizin nereye pas atacağımızı ezberlemiştik. Trabzonspor'da uzun zamandır birlikte oynamasak da Burak'la aynı frekansı yakaladığımızı söyleyebilirim.

    Ay-yıldızlı formayı en son giydiğinde sene 2006'ydı. Ümit Millî Takım forması giyiyordun. Tam 6 yıl sonra tekrar ay-yıldızlı formayı giymek, yani A milliolmak için ne gibi yönlerden performansını arttırmayı düşünüyorsun?
    Geçen süre zarfında Millî Takım'a çağırılmayı bekliyordum açıkçası. Çünkü Gaziantepspor'da çok üst düzey performans gösterdiğimi düşünüyordum. Bu dönemde davet almamayı kendi suçum olarak da görmüyorum. Baktığınız zaman bir orta saha oyuncusu olarak bir sezonda 12 gol atmışım. Sürekli ilk on birde oynayan, Süper Lig'de göz önünde olan ve böyle performans gösteren bir oyunu olarak Millî Takım kadrosunda yer almamak benim suçum değil. Millî Takım'ın başına Abdullah Hocanın gelmesine çok sevindim. Orada yerli bir teknik adamın bulunmasının avantaj olduğunu düşünüyorum. Elbette kötü oynadığım zaman çağırılmayı beklemek gibi bir durumum yok ama iyi olduğum sürece Millî Takım'dan davet alacağıma inanıyorum.

    Türkiye'den ve dünyadan kendi mevkiin itibariyle örnek aldığın isimler kimler?
    Benim mevkiimde değil ama Robin Van Persie'nin oyun stilini çok beğeniyorum. Sürekli oyunun içinde. Lionel Messi ve Cristiano Ronaldo da herkes gibi benim de hayranlıkla izlediğim oyuncular. Süper Lig'de de Miroslav Stoch ve Manuel Fernandes çok iyi performans gösteriyor. Burak'ı ise zaten bambaşka bir yere koymak gerekiyor.

    Gelecekteki hedeflerin neler?
    En büyük hedefim Trabzonspor'un başarısı. Sezon sonunda bütün hedeflerimize ulaşmak istiyorum. Bir başka hedefim ise A Millî Takım'a seçilmek ve kalıcı olabilmek.

    En çok hangi ligde oynamak istersin?
    Premier Lig'de oynamayı çok isterim. Çünkü hangi maçı izlersek izleyelim inanılmaz bir keyif ve heyecan duyuyoruz. Sadece Manchester United, Chelsea ya da Liverpool'dan değil, Sunderland'ın, Stoke City'nin maçlarından da keyif alabiliyorsunuz. İngiltere tam anlamıyla futbol ülkesi denilebilecek bir yer.

    Boş zamanlarında neler yaparsın? Trabzon'da hayat nasıl geçiyor?
    Trabzon'a alışmaya çalışıyorum ve yavaş yavaş da alıştım diyebilirim. Zaten genellikle sosyal aktivitelerin içinde olan birisi değilim. Genelde evde vakit geçirmeyi seviyorum. Ailem yanımda. Kardeşimle Playstatiton oynuyor, internette dolaşıyor, kitap okuyorum. Çoğu zaman da tesislerdeyim zaten. Oradaki arkadaşlarımla ya da personelle vakit geçirmeyi de seviyorum.
Anahtar Kelimeler
banner193

Yorum Gönder