banner181

MİT OLAYINDAN KİMLER YARARLANMAK İSTİYOR, BAZI GÜÇ ODAKLARI DEVREDE OLABİLİR Mİ?

21 Şubat 2012 Salı 19:12
Bu haber 1444 kez okundu

Son 20 yılda “manşet senyörleri” vurucu bir lazer silahı gibi çalıştı ve sırtlarını bazı güç odaklarına yaslayarak iktidarları yıprattı. Ekonomik ve siyasal istikrar bozuldu. Manşeti atanlar bu işten çok faydalandı ama faturayı hep Türkiye ödedi. MİT olayı dolayısıyla aynı güçler ve aynı senaryolar devreye girmiş olabilir mi?

MİT OLAYINDAN KİMLER YARARLANMAK İSTİYOR, BAZI GÜÇ ODAKLARI DEVREDE OLABİLİR Mİ?
Ankara. 25 Ocak 2012. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan konuşuyor: “manşetlerle çarpışarak bugünlere geldik. Manşetlerin ok olup üzerimize yağdığı süreçlerden geçtik. Muhtar bile olamaz dediler.” Bu sözleri MİT olayı dolayısıyla bir kez daha yorumlamak lazım.

MİT OLAYININ PERDE ARKASINDA NE VAR?
Son günlerde MİT olayı Türkiye’de gündemin zirvesine oturdu. Bu gerginliğin perde arkası konusunda çok şey söylendi. “Cemaat” – AK Parti gerginliği dendi. Yabancı güçler Türkiye’de istikrarı bozmak istiyor dendi. Ergenekon’dan bahsedildi. Ama önemli bir husus göz ardı edildi, unutuldu. Yangını körükleyen esas odak görülmedi.

MANŞET SENYÖRLERİ PUSUDA BEKLİYOR
Karambolden gol atan, fırsat kollayan sinsi bazı odaklar, manşet senyörleri geçmişte olduğu gibi MİT olayına yeni bir karambol olarak mı bakıyorlar? Bazı sivil toplum örgütleri liderleriyle göz kırpışarak, sırtını bazı güç odaklarına yaslayarak yangına körükle mi gidiyorlar? Bunu anlamak için son yirmi yılın Türk Siyasal Tarihine bakıp manşet senyörlerinin icraatlarını hatırlamak gerekiyor.

1990’LARDAN İTİBAREN MANŞET SENYÖRLERİ TÜRKİYE’Yİ ESİR ALDI
Manşetler bir lazer silahı gibi 1990’lardan itibaren kullanılmaya başlandı. Bunu kullananlar bu işten büyük keyif aldı. Daha önemlisi büyük rant sağladı. Başkalarına ve ailelerine hayatı cehennem ederken kendileri ve kendi aileleri en üst düzeyde refaha erişti. Dünyanın en lüks otellerinde artistlerle ve ünlülerle şık smokinleriyle ve ellerindeki viski bardaklarıyla keyif sürdüler ve hayatın zevkini çıkarttılar. İktidardakilere iftira ederek ve onları korkutarak amaçlarına ulaştılar. Bir ellerinde manşet sopası öbür ellerinde havuç göstererek Türkiye’yi vesayet altına aldılar.

CUMHURBAŞKANI TURGUT ÖZAL MANŞET SENYÖRLERİNDEN BÜYÜK ZARAR GÖRDÜ
Manşet senyörleri doğrudan saldırarak, korkutarak, hakaret ederek Özal’a saldırdılar. Ona saldırırken eşini övdüler. Bazen tam tersini yaptılar. Amaç yıpratmak ve rant sağlamaktı.

Özal’ın ölmeden önceki günlerdeki onunla ilgili manşet ve haberleri hatırlayalım. Bütün güçleriyle ona saldırıyorlar ve onu Yüce Divan’a yollamaya çalışıyorlardı. 

TURGUT ÖZAL İLE BAŞ BAŞA
Ocak 1993. Özal’la birlikte Cumhurbaşkanlığı uçağıyla Senegal’in Başkenti Dakar’a gidiyoruz. Özal çok dertli. Manşetler onu ok gibi yaralıyor. Cumhurbaşkanı ama manşetlerle savaşacak silahı yok. Cumhurbaşkanlığını bırakıp tekrar aktif siyasete girmek istiyor. Ama peş peşe iki büyük ameliyat geçirmiş ve eski dayanma gücü yok. “Özal devri bitti” diyor. Dönüşte Büyük Sahra üzerinde on bin metre irtifada başbaşa konuşuyoruz. “Doğrular yakında anlaşılacak” diyor. “Ülkemiz kısa zamanda ileri bir duruma geldi. Ama içerde kavgalar devam ediyor ve durum anlatılmıyor. Gerçekleri görenlerin çekinmeden yağcılıktır falan lafları bir yana bırakıp anlatması lazım. Türkiye’yi kötü gösterme gayretlerinin bir geçici buluttan, geçici bir sisten başka bir şey olmadığını ben biliyorum. Bu bir müddet sonra rüzgarla dağılıp bitecek ve hakiki durum ortaya çıkacaktır. Doğruları durmadan, usanmadan, bıkmadan anlatmaya devam etmek lazım. Başka çare yok” diyor.

Özal’la yaptığımız bu konuşmayı Türkiye gazetesi 16 Ocak 1993’de yayınlıyor. Üç ay sonrada Özal ölüyor.

BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN YOLUNU KESEMEDİLER

25 Ocak 2012’de Başbakan Erdoğan’ın Ankara’da söylediği söz bir büyük siyasi gerçeği ifade ediyor: “manşetlerle çarpışarak geldik. Manşetlerin ok olup üzerimize yağdığı süreçlerden geçtik.” Erdoğan başarıyor. Savaşı kazanıyor. Belediye Başkanı oluyor. Parti Genel Başkanı oluyor. Başbakan oluyor.

Ama kendisini kim bilir ne kadar üzüyorlar. Ona ne kadar vakit kaybettiriyorlar. Erdoğan “asla intikam peşinde olmadık” diyor. Ama ona kaybettirilen vakit Türkiye’ye kaybettirilen vakit. Çok yazık. Bu kadar zararı Türkiye’ye belki düşman bile vermiyor.

MİT olayı on beş gündür manşet senyörlerinin ikram masasında ana yemek. Eski günlere dönebilmek için eski alışkanlıklarına sarılıyorlar. Bekliyorlar.

İLETİŞİM FAKÜLTELERİNE ÇOK İŞ DÜŞÜYOR
Türkiye’de çok sayıda iletişim fakültesi var. Şimdi onlara büyük iş düşüyor. 1990’dan bu yana Türkiye’deki manşet senyörlerinin manşetlerini incelesinler. Dünyada eşi az görülür bir vahşilikte insanlara nasıl saldırıldığını ve onlara nasıl cevap hakkı verilmediğini incelesinler. Kendilerinin bu işten nasıl rant sağladığını ve tüm hayatlarını nasıl bir zevkli bir hale dönüştürdüklerini ama buna karşı saldırdıkları insanları ve ailelerini nasıl mahvettiklerini ve onları çalışamaz hale getirdiklerini gözlemlesinler. Herhalde gazetecilik mesleği bu olmasa gerekir. İletişim fakültesindeki genç bilim insanları Türkiye’deki manşet senyörlerinden ibretlik çok sayıda bilimsel çalışma çıkaracaklardır.
Anahtar Kelimeler
banner193

Yorum Gönder