banner181

Durmuş Yılmaz: Dolar 1.20'ye düşse üzülmeyin, 1.90'ı gördüğünde korkmayın

06 Ocak 2012 Cuma 12:06
Bu haber 721 kez okundu

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı ve Eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, vatandaşlara TL'den vazgeçilmemesini tavsiye etti. Yılmaz, "2001 krizinden buyana zannederim 9'uncu dalgalanma. Dolar kuru 1.20-1.30'lara da düşse üzülmeyin, 1.90'ı da görse korkmayın" dedi. Türkiye'nin 2001 kriziyle 'damdan düşen' pozisyonunda birçok tecrübeyi yaşadığını belirten Yılmaz, Eylül 2009'dan Eylül 2011'e kadar yaklaşık 2,7 milyon yeni iş imkanı sağlandığını belirterek Türkiye'nin 2001 krizi ile bu noktaya geldiğini söylemesi dikkat çekti.

Durmuş Yılmaz: Dolar 1.20'ye düşse üzülmeyin, 1.90'ı gördüğünde korkmayın
Durmuş Yılmaz, Bursa Orhangazi Ticaret ve Sanayi Odası (OTSO) tarafından düzenlenen, ''2011 yılının değerlendirmesi ve 2012 yılında ekonomiden beklentiler' konulu panelde ekonomiyi değerlendirdi. ABD ve Avrupa ülkelerinde yaşanılan krizi değerlendiren Yılmaz, Türkiye'nin ihracatta önemli bir başarı kazandığını kaydetti. 2012'de Türkiye'nin büyüme rakamlarıyla ilgili olarak farklı görüşlerin yeraldığını anlatan Yılmaz, Türkiye'nin 2010 yılında yüzde 9, 2011 yılının ilk 9 ayında ise yüzde 9,6 büyüdüğünü, bunun da büyük bir başarı olduğunu söyledi. Büyüme rakamlarının 'vatandaşa yansımıyor' yönündeki eleştirilere katılmadığını belirten Durmuş Yılmaz şunları söyledi: "Büyümenin dinamiklerinin iç talepli bir büyümeye dayalı olduğunu görüyoruz. Bu iç talebin de alt bileşenlerine baktığımızda özel kesim tüketim talebi ve özel kesim yatırım talebi ön plana çıkıyor. Dolayısıyla bu büyümenin ortaya çıkardığı cari açık gibi sorunların azaltılabilmesi için yavaşlaması lazım ve özellikle de bir takım düzeltmelerin ekonomimizde olması lazım. Büyümenin gerçek olup olmadığı konusunda şüpheler olduğunu da görüyoruz. Ben 'bu büyüme gerçek miydi?' sorusunu çok anlamlı bulmuyorum. Devletin kurumu var, istatistik kurumu, bir yöntem var. O yönteme göre bu ölçülüyor. Yöntemin yanlış olduğunu, iyileştirilmesi gerektiğini tartışabilirsiniz. Ama ortaya çıkan rakamlara herkes güvenmek zorundadır. 'Bu büyüme istihdam oluşturmadı' diyenler var. Bence bu da yanlış. Eylül 2009'dan Eylül 2011'e kadar aşağı yukarı 2,7 milyon yeni iş yaratıldı. 73 milyon nüfusumuzda 24 milyon çalışan insanımız var ve katılım oranı da yüzde 40'lı seviyelerden yüzde 50'lere artmış durumda. Dolayısıyla milli gelir de 10 bin doların üstünde bir rakama ulaştı ve bu dönemde faiz oranları da hayal edemeyeceğimiz derecede düştü. Dolayısıyla bu büyüme istihdam imkanı sağladı, daha fazla da sağlayabilirdi. Asıl sorulması gereken soru; bu büyümenin sürdürülüp sürdürülemeyeceğidir. Büyüme rakamlarını, yüzde 8'li oranları sürdürmenin zor olduğunu biliyoruz. Ama büyümenin sürdürülebilir olması için bize düşen görev, toplum olarak uzun vadede sürdürülebilirliğin yollarını araştırmak, bulmak zorundayız. Burada dikkate almamız gereken husus şu, bugün ekonomimizin potansiyel büyüme hızı nedir? Önce onu tespit etmemiz lazım. Potansiyel büyüme hızından kastım şu, ekonominin bugünkü iş gücü eğitimliliği, sermaye birikimi, sermaye verimliliği ve diğer alanlardaki veriler dikkate alındığında biz gerçekten sorun yaratmadan, işsizliği artırmadan, enflasyonu yükseltmeden ne oranda büyüyebiliriz? Bu oran herhalde 5-6 olabilir. Dolayısıyla şu andaki büyüme oranı bizim potansiyel büyümemizin neredeyse iki katı. Sürdürülemez olduğu şuradan ortaya çıkıyor. Bu bize cari açık olarak yansıyor. Karşımıza çıkan en önemli sorun da cari açık. Ama biz bunun sürdürülmesinin yollarını araştırmamız gerekiyor.''

Euro bölgesinde yaşanılan sıkıntılara da değinen Yılmaz, "Ciddi sıkıntılar var. Ama bölgenin batması büyük felaket olur. Avrupa batmıyor, euro dağılmıyor. İkincisi resesyon yok. Ama büyüme IMF ve OEC'nin tahmin ettiği gibi sıfır veya sıfıra yakın. Türkiye ekonomisi yumuşak iniş yapıyor ve sıkı maliye politikası devam ediyor. Bu çerçevede orta vadede programlarda öngörülen yüzde 4'lük büyüme bence başarılabilir gibi görünüyor. Tabi bazı kurumların tahminleri çok daha düşüktü. Bu farklılıkların nedenlerinin başında dış ticaret kanalı var. Eğer Avrupa'da ekonomi büyümez ise biz oralara mal satamayız ve büyük sıkıntılar olur." dedi. 

"2001 KRİZİ OLUMLU BİR KRİZ OLMUŞTUR"
Dünyada tüm krizlerin olumsuz olmadığını, bazen krizlerin olumlu olabileceğine dikkat çeken paranın eski patronu, Türkiye'nin 2001 yılında yaşadığı krizin de olumlu sonuçlar getirdiğini söyledi. Yılmaz şunları kaydetti: "Hiç bitmeyen kriz yoktur. Krizler varolagelmiştir ve nihayetlenmiştir. Geçmişteki krizler son bulmuştur, harplerin son bulduğu gibi. Ama arkasında çile çekmiş, acı çekmiş bir nesil bırakacak. Bugün bize düşen görev, 'buraya niçin geldik ve buradan en az hasarla nasıl çıkarabiliriz?' sorusunun sorulması gerekiyor. Krizler her zaman yıkımla sonuçlanmaz. Yıkımla sonuçlanan krizler olduğu gibi olumlu sonuç veren krizler de vardır. Bugün 2001 krizimiz, olumlu bir kriz. Bu kriz bize yol aldırdı. Bugün geldiğimiz noktadaki başarı da o krizden aldığımız yola bağlı. Bizim krizimiz 8-9 ay sürdü. Dibi gördük ve sonra çıktık. O dönemde bir tane hasta vardı. O, bizdik. Dünyanın geri kalan kısmı sağlıklıydı. Ekonomimizi toparladık, ihracat yapmaya başladık ama bugün dünyanın önemli kısmı hasta. Herkes ihracatla toparlanma peşinde. Kurdaki hareketlenmelere rağmen tavsiyem; TL'den vazgeçilmemesidir. Dalgalı kur rejimi uygulanıyor. Bunun için kur riski piyasanın üzerindedir, devletin üzerinde değildir. Kısa ve uzun vadede dalgalanmaların ayrı nedenleri vardır. Kur dalgalanmalarına baktığınızda 9. dalgalanma oldu. 1.80'leri gördük 1.20'leri de gördük. 1.20-1.30'lara düştüğünde üzülmemiz lazım. Aynı şekilde dolar 1.90'lara geldiğinde de korkmamamız lazım. Yeter ki işin bilincinde olalım."
Yaklaşık 3 saat süren panelin son bölümünde işadamlarının sorularını cevaplandıran Yılmaz'a oda yönetimi tarafından İznik çinisi hediye edildi.
Anahtar Kelimeler
banner193

Yorum Gönder