banner181
banner210

Dr. Mustafa Aydın, kurduğu üniversiteyi 8 yılda zirveye taşıdı

05 Ocak 2012 Perşembe 21:30
Bu haber 23052 kez okundu

İstanbul Aydın Üniversitesi 17 bin öğrencisi ile Türkiye’de en çok tercih edilen Vakıf Üniversitesi haline geldi. Üniversiteye 2011-2012 Öğretim Yılı’nda 7 bin öğrenci kayıt yaptırdı.

RÖPORTAJ: Kamuran ABACIOĞLU

İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mustafa Aydın, uygulamalı eğitimde lider üniversite olduklarını söylüyor. Üniversitesitede 100’lerce proje yürütülüyor. Üniversitenin Nijerya’dan Hindistan’a, G.Kore’den Amerika’ya birçok ülkeden 300’e yakın yabancı öğrencisi var. Dr. Mustafa Aydın: “2015 yılında Türkiye’de ilk 5 arasına gireceğiz” diyor.


Bir ülkeyi değerli kılan parametrelerin başında eğitim geliyor. Özellikle üniversite eğitimi; o ülkenin çağdaşlaşması, gelişmesi ve dünya arenasında ‘değerli’ olmasının başlıca ana unsuru. Türkiye; genç nüfusu, sanayisi, jeostratejik konumu, kendi bölgesindeki durumu, yer altı ve yer üstü kaynakları ve diğer özellikleri ile dünyadaki ülkeler arasında çok farklı bir yerde. İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mustafa Aydın, her platformda; ‘Yarattığınız fark kadar varsınız!’ diyerek üniversitelerin neleri, nasıl yapması, içinde bulunduğu topluma nasıl hizmet vermesi gerektiğini ortaya koyuyor. İAÜ’nün çalışkan Başkanı Dr. Mustafa Aydın, çalışmadan hiçbir gelişmenin olmayacağını belirterek; İAÜ’nün toplumu ve toprağı ile barışık bir üniversite olarak ‘algıda farklılık’ yarattığını söylüyor. İAÜ’de hedeflerin hiç bitmediğini belirten Dr. Aydın, 2015, 2020, 2023 yıllarına ilişkin projeksiyonlarını açıklarken şunu düşünmeden edemiyoruz: ‘Keşke, bu ülkede Dr. Mustafa Aydın’lar yüzlerce, hatta binlerce olsa…” Ama maalesef Dr. Mustafa Aydın sadece bir tane. Burada da kendimizi şu teselli ile avutuyoruz: ‘Bir tane olması, hiç olmamasından daha iyidir…’ Ekovitrin Dergisi’nden usta gazeteci Kamuran Abacıoğlu sordu, İAÜ Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mustafa Aydın sorularımızı tüm samimiyeti ile cevaplandırdı.

Türkiye her alanda olduğu gibi eğitimde de önemli atalımlar yaptı. Genel anlamda üniversitelerimizi; bu üniversiteler içerisinde sizin kurucusu olduğunuz İstanbul Aydın Üniversitesi’nin bugünkü konumunu özetler misiniz?

Takdir edersiniz ki hangi sektörde olursanız olun Türkiye’mizin eğitilmiş insan kaynağına ihtiyacı var. Bu anlamda da Türkiye’nin son yıllarda yapmış olduğu atılımlar her türlü takdire şayan. Son 5 yıla baktığımız zaman daha dün 25-30’larda olan üniversite sayımız şu anda 180’lere dayandı. Bu, Türkiye için bir devrim aslında. Sonuç itibarıyla eğitimde büyük bir atak yapılmıştır. Eğitim kurumlarımıza, eğitim sistemimize büyük bir çağdaşlık kazandırılmıştır. Artık insanlar uluslararası hedeflere doğru koşmaya başlamıştır. Bu, sadece üniversite bazında da değil artık ilkokuldan, ortaöğretime kadar tüm okullar yerel pazar için değil; dünya pazarında rekabet edebilecek bireyler yetiştirmek durumundalar. Aksi takdirde yarın zaten yok olursunuz. Yarından sonra bir politikanız yoksa hangi sektörde olursanız olun özellikle eğitim sektöründeyseniz batmaya mahkûmsunuz. Dolayısıyla Türkiye’deki eğitimciler bunun farkında. Türkiye’de son 10 yıl içerisinde özellikle iktidar bu konuya tüm kurumlarıyla birlikte çok önem verdi. Ayrılan bütçelere baktığımız zaman eğitim ilk kez Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ayrılan bütçenin önüne geçti. Bu, ülkede izlenen politikanın ne kadar doğru olduğunu gösteriyor. Sadece hükümette değil hükümetten muhalefete kadar topyekün eğitim seferberliği verilmiştir Türkiye’de. Onun için Türkiye eğitime ve teknolojiye yapmış olduğu yatırımlarla ülkenin ihtiyaçlarını tespit ederek, bu ihtiyaçlara göre insan kaynağı üreterek o insan kaynağını o ihtiyaçlar çerçevesinde donatarak yarınlara hazırlanmaktadır.

Türkiye’de ilk 10’da
 Sayın Aydın, Türkiye genelinde İstanbul Aydın Üniversitesi kaçıncı sırada yer alıyor?

İstanbul Aydın Üniversitesi bütün bu eğitim dünyasının içerisinde çok farklı, parmakla gösterilebilen bir yerdedir. İstanbul Aydın Üniversitesi bugün öğrenci mevcudu, fakülteleriyle meslek yüksek okulundaki programlarıyla, yetiştirmiş olduğu insan kaynağı ile Türkiye’nin ilk 10’daki üniversiteleri arasında yer alıyor.
İstanbul Aydın Üniversitesi Son 5 yıl içerisinde en çok tercih edilen vakıf üniversitesidir. Bu yıl 7 bine yakın öğrenci İstanbul Aydın Üniversitesi’ne kayıt yapmıştır. İstanbul Aydın Üniversitesi öğrenci sayısı, puan aralığı, tercih sayısı, mezun olan öğrenci sayısı ile sağlamış olduğu araştırma ve teknolojik imkanlar bakımından şu anda Türkiye’deki ilk 10 üniversiteden biri konumundadır. Bu da İstanbul Aydın Üniversitesi’nin daha yeni hedeflere doğru yönelmesini de zorunlu kılıyor. Arkanızdan gelen insanlar sizi destek ve teşvik edince daha yeni hedeflere koşmayı kendinize hak görürsünüz. Onun için İstanbul Aydın Üniversitesi de bütün bu destek ve teşvikler doğrultusunda 2012 yılında kendisini yeniden kurguluyor.


“2020’DE DÜNYANIN İLK 500 ÜNİVERSİTESİ ARASINDA YER ALACAĞIZ”
 Türkiye, 2023 yılına çok ciddi hazırlanıyor. İstanbul Aydın Üniversitesi’nin 2023 yılı vizyonundan bahseder misiniz?

Önümüzde 2015 var daha sonra, 2020, ve bundan sonra da 2023 var. Biz bu konuyla ilintili olarak üç aşamalı bir hedef koyduk önümüze. 2015 yılında Türkiye’de ilk 5 üniversite arasına gireceğiz. Bunu öğrenci sayısı olarak söylemiyorum. Zaten sayımız şu anda oldukça iyi bir konumda. Bu, araştırması, Ar-Ge çalışmaları, projeleri, akademik kadrosu, uluslar arası öğrenci sayısı, işe yerleştirmiş olduğumuz öğrenci sayısı, dünya pazarına sunduğumuz beyin gücü gibi parametrelerle dünyanın ilk 5’inden bahsediyorum. 2020’de ise İstanbul Aydın Üniversitesi dünyanın ilk 500 üniversitesi arasında yer alacak. 2023 yılı hedeflerimize gelirsek şöyle sıralıyım: 2 bin 500 uluslar arası öğrenci, 300 uluslararası öğretim üyesi, asgari 20 patent, Türkiye’nin eğitiminde, Türkiye’nin özel sektöründe, Türkiye’nin sanayisinde söz sahibi olan bir üniversite hayal ediyoruz.


“YARATTIĞINIZ FARK KADAR VARSINIZ”
 Başarı için fark yaratmak gerekiyor. İstanbul Aydın Üniversitesi son 5 yıl içinde parlak bir dönem yaşadı. Vakıf üniversiteleri arasında adeta bir lider konumuna yükseldi. Bu başarıyı nasıl sağladığınız?

Farkındalık ve fark yaratmak bütün sektörler için geçerli. Biz bunu şöyle algılıyoruz: Yarattığınız fark kadar varsınız. Ne kadar fark yaratırsanız o kadar yarından sonrası için sizin varlığınız söz konusu olur. Dolayısıyla biz eğitim konusunda hiçbir zaman Türkiye standartlarında eğitim yapmadık. Hep şunu arkadaşlarıma telkin ettim. Ülke stantlarında eğitim yaparsanız bu ülkeye hiç bir şey veremezsiniz. Ülke standartlarında eğitim yapan birçok kurum var bu ülkede. Bizler bu ülkenin önünde bir eğitim standardı yakalamak zorundayız. Bizlerin bu ülkenin önünde bir stratejiyle gündeme gelmemiz lazım ki ülkemize bir şeyler verebilelim. Bunları da belirli konular üzerine oturttuk, bunun başında uygulamalı eğitim geliyor.

“UYGULAMALI EĞİTİM BİRİNCİ ÖNCELİĞİMİZ”
 Üniversiteniz uygulamalı eğitime büyük önem veriyor. Sizi diğerlerin farklı kılan bu yönünüz mü?
Ezberciliği bir kenara bırakıp tamamen uygulamaya dönük; öğrencinin teorik olarak almış olduğu eğitimi anında uygulayarak öğrenmesi birinci önceliğimiz. Hala Türkiye’de İstanbul Aydın Üniversitesi dışında hiçbir eğitim kurumu tarafından bu sistem yapılmıyor. Başta bazı eğitim kurumları bu duruma pek sıcak bakmadılar ama Türkiye’nin geldiği noktada uygulamalı eğitimin gerekli olduğunun herkes farkında. Uygulamalı eğitimi uygulamakta birtakım eğitim kurumları zorluk çekiyor. İstanbul Aydın Üniversitesi olarak 2003 yılından bu güne öğrencinin uygulamalı eğitimsiz, başarılı olamayacağına inandık ve bir irade ortaya koyduk. İkincisi her ne olursanız olunuz sadece yerelde kalırsanız dünya ile entegre olamazsanız, dünyada olup bitenden haberdar değilseniz yarının küresel pazarlarında yok olmaya mahkumsunuz. Bir diğer önceliğimiz de dünya insanı yetiştirmek. İstanbul Aydın Üniversitesi dünya insanı yetiştiriyor. Sadece kendi kurumlarımız için, sadece kendi kamu ve özel sektörümüz için değil dünyanın ihtiyaçlarını dikkate alarak insan yetiştiriyoruz. Ülkelerin ihtiyaçlarını inceleyerek çalışmalarımıza o şekilde yön veriyoruz. Mesela İran’ın ihtiyaçları beni enterese ediyor, Rusya’nın ihtiyaçları beni enterese ediyor, Bulgarista’nın Irak’ın Avrupa ülkelerinin ihtiyaçları bizi yakından ilgilendiriyor.

33 milyon eğitimli nüfusa sahip insana Türkiye’nin iş imkanı bulması çok zor. Onun için bizim beyin ihraç etmemiz gerekiyor. Beyin ihraç edebilmemiz için ihraç ürünümüzün dünya pazarlarına uygun olması gerekiyor. O zaman biz tüm programımızı dünya pazarlarına göre kurgulamalıyız. Dünya’nın birçok ülkesinde araştırmalar, Ar-Ge çalışmaları yaptık. Rusya’nın yarın hangi tür insan kaynağına hangi alanda ihtiyacı olacağını; İran’ın, Suriye’nin, Yunanistan’ın, tüm Avrupa’nın bütün bu parametrelere dikkat ederek programlarımızı ona göre yaptık.

“ÖĞRENCİLERİMİZ FAHRİ BÜYÜK ELÇİLERİMİZ”
İstanbul Aydın Üniversitesi’nde şu anda 300’e yakın uluslararası öğrenci var. Nijerya’dan Hindistan’a Güney Kore’den Amerika’ya kadar öğrencimiz bulunuyor?
Öğrencilerimiz bizim o ülkede fahri büyük elçilerimiz, çünkü yarın bu öğrenciler o ülkede büyükelçi, bakan, müsteşar olacaklar ve ben Türkiye’de eğitim gördüm diyecekler. Bu birinci konu. İkinci konu ise siz kendi içinizde bir rekabet oluşturuyorsunuz. Bu da direkt eğitime yansıyor. Benim hocam derse girdiği zaman o sınıf içerisinde Afrikalı, Amerikalı, Avrupalı öğrencileri karşısında görünce kendisini ona göre hazırlamak zorunda hissediyor. Çünkü İngilizceyi ona göre kullanmak zorunda, dersi ona göre vermek zorunda… Biz bütün dünyaya hitap edecek hocayı istihdam ediyorsunuz. Bu da eğitimde kaliteyi artırıyor. Yerel öğrencimde onunla rekabet içine giriyor, doğal olarak bu da başarıyı beraberinde getiriyor. Bu da ikinci önemli unsur benim için. Üçüncü önemli konuda şu: Biz hiçbir zaman “öğrencimiz mezun olsun da, üniversiteyi bitirmiş olsun da, elinde bir diploma olsun da” gibi kabul edilemeyecek şekilde birşey düşünmedik. Bütün programlarımızı, bütün bölümlerimizi öğrenci buradan mezun olduğu zaman işi hazır olacak şekilde seçtik ve Türkiye’nin ihtiyaçlarını göz önüne aldık. Bu ihtiyaçlarda istihdam edilecek öğrencinin hangi silahlarla donatılması gerektiğini dikkate alarak en çağdaş, teknolojik, en güçlü şekilde kullanabilen sadece kendi alanında değil; aynı zamanda o öğrenciyi destekleyecek, o öğrenciye yarın kendi sektöründe kulvara çıktığı zaman ona fark yaratabilecek asgari dört alanda öğrenciyi sertifikalandırdık. Öğrencinin mezun olduğu zaman iş hayatında diğer arkadaşlarından üç adım önde başlamasını sağlıyoruz. Bu da üçüncü temel önceliğimiz.

“AİLE KONSEYİ KURDUK”
İstanbul Aydın Üniversitesi olarak ilk kez bir aile konseyi kurduk. Biz üniversitemizi aileler ve öğrencilerle yönetiyoruz. Yılda dört kez aile konseyi düzenliyoruz. Bunu ilk kez uygulamaya başladığım zaman bazı eğitimci arkadaşlarım yadırgadı. “Aile konseyi olur mu? Sanki aile birliği…” gibi eleştiriler geldi. Dedim ki hayır bu öğrencilerin ücretini aileleri ödüyor. Bu öğrencilerden yarın aileleri gelecek bekliyor. Bu ülke için bu öğrencilere aileleri baktı, yetiştirdi, büyüttü. Biz üniversite olarak her ne kadar üniversite öğrencisi bağımsız, üniversite öğrencisi özgür, üniversite öğrencisi kendi kendine karar verebilecek durumda olsa bile dersek de, bizim üniversite olarak öğrencinin ailesine karşı bir sorumluluğumuz var. Bu öğrencilerin aileleri bizi nasıl görüyorlar? Öğrencisiyle muhatap olduğu zaman buradan ona nasıl bir geri besleme gidiyor? Bütün bu düşünceleri alarak üniversitenin bundan sonraki adımlarını atmada katkı sağlamak açısından her sektörden oluşan içerisinde market sahibinden doktora, ayakkabı boyacısından avukata kadar her meslek grubundan oluşan bir aile konseyi kurduk. Yılda dört kez bu aile konseyi ile bir araya geliyoruz. Bizi nasıl görüyorsunuz? soru bu… Biz de aldığımız cevaplara göre bir sonraki dönemin stratejisini belirliyoruz. Bu, bizim için çok önemli. Dolayısı ile İstanbul Aydın Üniversitesi; öğrencisiyle, ailesiyle bütünleşmiş bir üniversite olarak da farkındalık yaratıyor.

“TOPRAĞI VE TOPLUMU İLE BÜTÜNLEŞMİŞ ÜNİVERSİTEYİZ“
Son ve en önemli farkındalığımız ki gerçekten bugün bununla iftihar ediyoruz. Toprağı ve toplumuyla bütünleşmiş bir üniversiteyiz. İçeride ürettiğimiz ürünü eş zamanlı toprağımızla, toplumumuzla paylaşıyoruz. 300’e yakın proje yürütüyoruz. Bunun içinde belediyeler, sivil toplum kuruluşları, valilikler, iş dünyası var. Toprağı ve toplumu ile bütünleşmiş bir üniversite olarak, toprağımıza ve toplumumuza karşı ödev ve sorumluluklarımızı da yerine getiriyoruz.

“ANAYASA TASLAĞINI TBMM’YE TESLİM EDİYORUZ”
 Sayın Aydın, Türkiye’nin önünde bir Anayasa süreci var. Yeni bir Anayasa hazırlanacak bu konuda toplumun değişik kesimlerinin görüşleri alınıyor. Siz İstanbul Aydın Üniversitesi olarak yeni Anayasa için bir görüş belirtiyor musunuz?

Önümüzdeki süreç içerisinde İstanbul Aydın Üniversitesi’nin hazırlamış olduğu anayasa taslağını TBMM’ye teslim edeceğiz. Üniversite olarak bir anayasa taslağı hazırladık. Biz üniversite isek bu ülkenin her katmanına, her parametresine katkı sağlamalıyız. Bu doğrultuda ilerliyoruz. Bir diğer örnek, gıda ile ilgili… Gıda alanında ‘tohum bankası’ oluşturuyoruz. Türkiye’de GDO’lu ürünlerden dolayı sıkıntı var. İstanbul Aydın Üniversitesi olarak ülkemizin neresinde açık varsa, neresinde sıkıntısı varsa oraya enerjimizi harcıyoruz.

“TIP FAKÜLTESİ YOLDA”
 İstanbul Aydın Üniversitesi’nin öğrenci sayısı nedir?
Toplam öğrenci sayımız 17 bin civarında… Türkiye’nin en büyük vakıf üniversiteleri arasında ilk 2 ‘deyiz. Meslek yüksek okulumuzda 9 bin civarında öğrencimiz var. Meslek yüksekokulu bizim göz bebeğimiz, lokomotifimiz adeta. Bu bağlamda Türkiye’de bir çığır açtığımızı söyleyebilirim. Türkiye’de yerlerde sürünen mesleki eğitimi alıp ayağa kaldıran parametre, bir ateş, bir mum olduk ve lambaya dönüştürdük. Şimdi ise fanuslaşarak Türkiye’nin avizesi konumuna geldik. Birçok üniversite de bunu örnek aldı. İnşallah bir sonraki röportajımızda Tıp Fakültemizin müjdesini vereceğim sizlere.

“PERFORMANS ÖLÇÜLÜYOR”
 Öğrencilerinizin ve eğitimcilerinin performansını nasıl ölçüyorsunuz?
Bu bizim en önem verdiğim konulardan biri. Öğrencilerimiz yılda 2 kez internet ortamındaki yazılımlar yardımıyla düşüncelerini yazarlar. Bunu kimse görmez, bu yazılar bizim bilgi işlemimizde toplanır. Orada hocalarımızın derse giriş saatleri, öğrenciyle diyaloğu, kılık kıyafeti, motivasyonu, öğrenciye hitap şekli, sınav soruları vs. soruları öğrencilerimize yönelterek performans ölçümüne gideriz. Bunlar kendi kafamıza göre sorduğumuz sorular değil; dünya standartlarındaki sorulardır. Dünyada akademisyelerin öncelikleri neyse o parametreler dikkate alınarak hazırlanıyor bu anketler. Öğrencilerimiz için de ölçme, değerlendirme sistemimiz var. Özellikle öğrencinin derse devam durumu, derslerdeki başarısı, verilen projeleri zamanın da getirip getirmemesi, yerinde uygulama ve staj gördüğü yerdeki ilişkileri, iletişim biçimi verimliliği vs. değerlendirilerek öğrencilerin durumu belirleniyor.

Anahtar Kelimeler
banner193

Yorum Gönder

Toplam Yorum Sayısı 1

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Kadir 4 yıl önce yorumlandı

Bence mezun ettiğiniz öğrencilere kuracakları iş konusunda kredi açmanız gerekir o zaman çok büyük fark oluşturursunuz.

3 Kişi beğendi.