banner181

banner197
banner208

Erdoğan’ın ‘‘Avrupa Takımı’’ maçı kazansaydı.

02 Ocak 2012 Pazartesi 17:34
Bu haber 13433 kez okundu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan çok hızlı koşuyor. Şöhreti dünyada katlanarak büyüyor. Ama ekibi bu koşusuna ne kadar ayak uydurabiliyor? Erdoğan ekibinin zayıf karnı Avrupa takımı.

Erdoğan'ın ‘‘Avrupa Takımı'' maçı kazansaydı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan çok hızlı koşuyor. Şöhreti dünyada katlanarak büyüyor. Ama ekibi bu koşusuna ne kadar ayak uydurabiliyor? Erdoğan ekibinin zayıf karnı Avrupa takımı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan çok hızlı koşuyor. Şöhreti dünyada katlanarak büyüyor. Ünü Özal’ı çoktan geride bıraktı. Dünyadaki şöhreti açısından artık o Türk tarihinin en büyükleri arasında. Dünya politikasını zamanında belirleyen ve batılıların “muhteşem” dedikleri Kanuni Sultan Süleyman ve gene batılıların “modern Türkiye’nin babası” dedikleri Gazi Mustafa Kemal gibi Erdoğan’da tribünde en ön sırada yerleşmiş bulunuyor.

Ama ekibinin tümü aynı övgüyü hak ediyor mu? Tartışılır. Ekibinin başarısı çok dengesiz. Türkiye’yi hızlı trenle, modern havacılıkla buluşturan Bin Ali Yıldırım Erdoğan ekibinin yüz akı. Ama iktidarın Avrupa takımını elde ettikleri netice açısından yorumlayınca aynı sonuçlara ulaşılmıyor. Avrupa takımı içinde yalnız resmi sorumluları değil anlı şanlı Sivil Toplum Kuruluşlarının yöneticilerini de koymak lazım. Avrupa takımı eğer maçı kazansaydı Başbakan Erdoğan’ın önünü Fransa ve Almanya’da ve genel olarak Avrupa Birliğinde açardı. Ama başarısızlar. Ne tuhaftır ki faaliyetlerini medyayı yoğun olarak kullanarak Türk iç kamuoyuna yöneltiyorlar. Kendilerini başarılı gibi Türk iç kamuoyuna sunuyorlar.

BAŞBAKAN’A AVRUPA VE FRANSA KONUSUNDA GERÇEKLER SÖYLENMİYOR: AVRUPA ÇÖKMÜYOR.
Işıklandırılmış yüzbinlerce kristal parçası üzerinde adeta kayıyoruz. Bulutsuz bir gecede Avrupa üzerinde uçarken doyumsuz bir keyif. Her seferinde aynı heyecanı veriyor. Dünyanın en zengin kıtası üzerinde gece uçuşunda görünen manzara bu.

Bu Avrupa batan, çöken Avrupa mı?

Türk televizyonlarında bir çoğu akademik unvan da taşıyan yorumculara bakıyorum. Kusura bakmasınlar seyircileri yanıltıyorlar. Onların anlattıkları Avrupa gerçek Avrupa değil. Avrupa dünyanın en zengin kıtası. Bilmeyenlere hatırlatalım: Avrupa’nın milli geliri ABD’nin önünde gidiyor. Detaylara inelim. Avrupa dünyada estetik ve modanın merkezi. Paris, Roma, Milano dünyanın giyim kuşamını belirliyor.

Avrupa turizmde bir numara. Londra, Paris, Frankfurt havaalanları dünyanın en büyükleri. Dünyanın en büyük, en görkemli, en pahalı saray otelleri en üst sayıda Avrupa’da. Odalarında da doluluk oranı yer bulmaya imkan vermiyor. Bilimde Avrupa zirvede yer alıyor. Son iki yüz yıldaki bilimsel buluşların neredeyse tamamı Avrupa kökenli. Avrupa bugün Arıane füzeleri ile uzaya en fazla uyduyu gönderiyor. Türk televizyonlarının tümünün görüntüleri evlerimize Avrupa uydularıyla geliyor. Son olarak Rusya’da Soyuz uydularını Avrupa füzeleri ile fırlatmaya başladı. Sesten hızlı uçan sivil yolcu uçaklarını bugüne kadar yalnız Avrupa yapabildi. Dünyada tümü iki katlı en büyük yolcu uçağı gene Avrupa imzasını taşıyor. Avrupa yapımı Airbus uçakları dünyada satış rekoru kırıyor. Dünyanın en hızlı trenleri Avrupa’da. Avrupa’yı bir örümcek ağı gibi sarıyor. Dünyanın en gelişmiş ve en karmaşık metro ve ekspres metroları gene Avrupa’da. Ya Avrupa otomobilleri? Rolls- royce, Jaguar, BMW, Mercedes, Porsche, Ferrari, Alfa Romeo, Fiat Wolksvagen, Opel, Volvo, Renault, Citroen, Peugeot… dünyada insanların rüyalarına giren neredeyse tüm otomobil markaları Avrupalı. Nükleer enerjide Avrupa lider. Yeni jenerasyon nükleer santral yapan dünyanın en büyük şirketi Avrupalı. Tıpta ilaç sanayiinde ve aşı sektöründe Avrupa gene lider. Dünyanın en büyük müteahhitlik şirketleri Avrupa’da. Avrupa’nın milli yıllık geliri ABD’nin önünde. Avrupa parası Euro Dolar’dan daha değerli.

AVRUPA’NIN HASTALIĞI BİR DEVİN HASTALIĞI… HASTALIK NE? DEV NASIL İYİLEŞECEK?
Avrupa dünyanın en büyük ekonomik devi. Ama bu dev hasta. Sorumlu kim: Avrupalıların tümü. Önce sendikalar: “daha çok para, daha az çalışma” diye diye Avrupa ekonomisini mahvettiler. Fransa’da haftada otuz beş saat çalışılıyor. Bu fırsattan yararlanan Avrupalılar hayatlarını beş kıtada lüks otellerde tatil yaparak geçirmeye başladılar.

Netice: boğaz tokluğuna çalışan Çinliler, Uzak doğulular küreselleşen dünya ekonomisinde Avrupa ekonomisini üretemez duruma getirdiler. Avrupalı sanayicilerin reaksiyonu: fabrikalarını söküp işçiliğin ucuz olduğu ülkelere taşıdılar. Avrupa “sanayisiz bir Avrupa” durumuna dönüştü. Üst kadrolar yüksek maaşlarla Avrupa’da çalışıyorlar ama üretim artık Avrupa dışında yapılıyordu. Fransa’da sanayileşme oranı yüzde ona düştü. “Sanayisiz Avrupa” da da işsizlik çığ gibi büyüdü.

Dünya’da en yüksek oranda tasarruf Avrupa’da. Avrupa bankaları para bolluğuna boğulmuştu. Avrupa parası Euro çok istikrarlı, faiz ucuzdu. Bu durumdan belediyeler ve Güney Avrupa ülkeleri faydalandılar ve aşırı borçlandılar. Bir süre sonra borçlarını ödeyemez hale geldiler.

Bir yanda belediyeler ve kamu kuruluşları öte yanda Yunanistan, İspanya, Portekiz, İtalya’da tehlike sinyalleri yanmaya başladı. Borç veren ülkeler, Fransa ve Almanya ve onların bankaları risk altına girdiler.

AVRUPA KRİZDEN NASIL ÇIKACAK?
Avrupa ülkelerinde birinci reaksiyon başarısız liderlerin tasfiyesi oldu. Krizin en başında İngiltere’de işçi partisi iktidardan düştü. Muhafazakar- Liberal koalisyon iktidara geldi. Daha sonra İrlanda’da, İspanya’da, İtalya’da, Yunanistan’da liderler tasfiye oldu. Avrupa’nın gerçek kurucusu ve sahibi Fransa ve Almanya’dır. Bu ülkelerin koltukları sallanan liderleri Sarkozy ve Merkel Avrupa’yı ve Euro’yu kurtarmak için harekete geçtiler. İngiltere’nin Avrupa Birliği içinde çok özel bir durumu var. Tarih boyunca İngiltere Avrupa’daki siyasi birlik projelerini kendisine yönelik bir tehdit gibi gördü. Avrupa Birliği sürecinde de İngiltere başlangıçtan itibaren siyasi birliğe ve ortak paraya karşı çıktı ve milli parasını Euro bölgesinin dışında tuttu.

Bugünkü büyük krizden çıkabilmek için Merkel ve Sarkozy daha büyük yakınlaşma ve mali disiplin önerince İngiltere gene aynı kaygılarla kendisini bu sürecin dışında tutma yolunu seçti.

Avrupa’nın 2500 yıllık krizlerden kurtulma tecrübesi var. Bugün hala dünyanın en büyük ekonomik devi. Kendisini bir kere daha kurtaracağı kesin. Tarih bunu gösteriyor. Krizden çıkmanın fiyatı ne olacak? Bedel lider değişiklikleri, daha çok kemer sıkma, daha çok arge’den geçiyor.

TÜRKİYE’DE İŞLENEN HATALAR
Türkiye AB stratejisini başlangıçtan itibaren hep yanlış bir rotaya oturttu. Avrupa Birliğine giden yolun ya ABD-İngiltere’den ya Avrupa’nın küçük kuzey ülkelerinden ya Avrupa’nın güney ülkelerinden ya Brüksel’de ki Avrupa komisyonundan yada Strasburg’da ki Avrupa parlamentosundan geçtiğini zannetti.

Bunların hepsi yanlıştı. Avrupa’nın giriş kapısını sadece iki ülke tutuyordu. Bunlar Almanya ve Fransa idi. Netice: Türkiye Avrupa birliğine giriş projesinde hem Almanya’nın hem Fransa’nın sempatisini kaybetti.

TÜRKİYE’NİN BAŞARISIZLIĞININ SIRLARI
Türkiye’nin AB savaşındaki başarısızlığının birinci sebebi resmi AB bürokrasisinin yanlış rota izlemesi ise ikinci sebep Sivil Toplum Kuruluşlarının yöneticilerinin vizyon eksiklikleri, iç politikaya ve kamuoyuna dönük şov merakları, izledikleri günü birlik kelebek politikasıdır.

Oysa hiçbir dönemde iktidarlar Başbakan Recep Tayyip Erdoğan kadar Sivil Toplum Kuruluşlarını maddi ve manevi olarak desteklemediler. Hükümetin bütün bakanları STK yöneticilerine istedikleri an randevu verdiler ve onların her istediğinde toplantılarına katıldılar. Hükümet prensip olarak Türk STK yöneticilerinin uluslararası kuruluşlarda yönetici seçilmeleri için maddi manevi büyük destek sağladı. Ama karşılığını alabildi mi?

Bazı örneklere yakından bakalım: “Fransa’da Türk Mevsimi” için kamu ve millet bütçesinden büyük paralar sarf edildi. Gerçek netice: Etkilenmesi hedeflenen Cumhurbaşkanı Sarkozy birkaç dakikalığına, o da ağzında sakızla faaliyetlere teşrif ettiler.

BU NASIL OLUYOR?
STK yöneticilerinin gösteriş merakı çoğunun vizyon ve iş takipçiliği eksikliğini saklıyor. Kameralara ve iç kamuoyuna yönelik propaganda çabası başarısızlıkların büyük başarıymış gibi sunulmasına yol açıyor. Etraflarına topladıkları “memur kadrolar” önceliği kongre turizmine veriyorlar. Ülkeleri dolaşmak, lüks otellerde kalmak, harcırah almak, özel uçaklarla seyahat etmek hedef haline dönüşüyor. Yurt dışındaki muhataplarıyla onların dilleriyle kültürel bir iletişim kuramıyorlar. Bu nedenle de gerçekten iş yapacak elemanlara kapıları kapatıyorlar.

FRANSA MAÇININ KAYBINDA SORUMLULUK KİMDE?

Bu soruya doğru cevap yukarıda ki açıklamalarda var. Avrupa Birliği başarısızlığında bütün sorumluluk Sarkozy ve Merkel’e atılıyor. Sarkozy önümüzde ki ilkbaharda seçimi kaybedecek gibi gözüküyor. Ama rakip aday sosyalist Hollande’da Türkiye’nin AB üyeliğine karşı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan çok hızlı koşuyor. Ona yardımcı olmak Türkiye’ye yardımcı olmaktır. “Avrupa batıyor. Biz kazanıyoruz” yalanına artık son vermek gerek. Avrupa bugünün en büyük devi. Mesele futbolda olduğu gibi bu devle maç yapıp kazanmakta. Durmadan hakemi suçlamak dönemi Türkiye’de de otuz yılda geride kaldı. Devir maç kazanma devri. Seyirciler artık uyanık. Dünya’da ün yapmış, bir numara olmuş bir Başbakanımız var. Avrupa takımının ve Sivil Toplum Kuruluşları yöneticilerinin onun önünü açması lazım. Ama tam tersi oluyor. Günü birlik seyahatleri, kongre turizmi merakları, iç politikaya yönelik siyasi şovları Türkiye’ye zarar veriyor. Bunun değişmesi lazım. Çünkü bugün Başbakan Erdoğan’a yardımcı olmak Türkiye’ye yardımcı olmaktır.




Anahtar Kelimeler
banner193

Yorum Gönder