BİST
98148
ALTIN
241.342
DOLAR
6.2625
STERLİN
8.2153
EURO
7.3570
banner287

Başbakan Davutoğlu: (3)

ANKARA (AA) - Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye'de şu anda kimsenin "8 Haziran günü istenilmeyen bir sonuç doğarsa asker müdahale edebilir" diye bir kanaat taşımadığını, bunu AK Parti'nin sağladığını belirterek, "Ben bir Başbakan...

Başbakan Davutoğlu: (3)

ANKARA (AA) - Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye'de şu anda kimsenin "8 Haziran günü istenilmeyen bir sonuç doğarsa asker müdahale edebilir" diye bir kanaat taşımadığını, bunu AK Parti'nin sağladığını belirterek, "Ben bir Başbakan...

09 Nisan 2015 Perşembe 15:39
232 Okunma
Başbakan Davutoğlu: (3)

ANKARA (AA) - Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye'de şu anda kimsenin "8 Haziran günü istenilmeyen bir sonuç doğarsa asker müdahale edebilir" diye bir kanaat taşımadığını, bunu AK Parti'nin sağladığını belirterek, "Ben bir Başbakan olarak 8 Haziran'da ne olacak kaygısını taşımıyorum. Kazanırsam görevime demokratik şartlarda devam edeceğim, kazanmazsam ki düşük ihtimal, ama kim kazanmışsa ona devredeceğim ben de kitaplarımı yazacağım" dedi. 

Davutoğlu, NTV özel yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

"Şu anda Türkiye'de kimse 8 Haziran günü istenilmeyen bir sonuç doğarsa asker müdahale edebilir diye bir kanaat taşıyor mu?" diye soran Davutoğlu, bu kanaatin 1996'da Refah-Yol hükümeti kurulduğunda yaşandığını belirtti. Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

"2002'de biz iktidara geldiğimizde, 3 Kasım'ın ertesi günü '4 Kasım ne olacak' diye insanlar kaygı duyuyorlardı. Şimdi taşıyor mu? Sayın Demirel, 'Başbakanlık koridorlarında Menderes'in ruhu dolaşıyordu diye' hissiyatını özel sohbetlerde ifade ettiği söylenir. Ben bir Başbakan olarak 8 Haziran'da ne olacak kaygısını taşımıyorum. Kazanırsam, görevime demokratik şartlarda devam edeceğim, kazanmazsam, ki düşük ihtimal, ama kim kazanmışsa ona devredeceğim ben de kitaplarımı yazacağım. O yapacak sonra belki gelir bir daha uğraşırız. Ama kimsenin zihninde 8 Haziran ile ilgili bir kaygı yoksa bugün, bunu AK Parti sağladı. Kimsenin zihninde 8 Haziran'da 'Acaba kazanan partiye bir görev verilmeyecek mi' diye kaygı yoksa, bunu AK Parti sağladı. Bugün eğer Doğu'da, Güneydoğu'da, HDP Kürtçe propaganda yapabiliyorsa, bunu AK Parti sağladı. Kürtçe halaylar çekebiliyorlarsa, bunu AK Parti sağladı. Eğer tablolar, bugün HDP'nin 'bileşenler' dedikleri, değişik gruplardan oluşturdukları tablolar, AK Parti'nin özgürlükçü siyaseti olmasaydı, bir kısmı dağdaydı, bir kısmı hapisteydi. Ama şu anda siyasettelerse, ki  güzel, doğru olan budur, bu AK Parti'nin getirdiği reformlar sayesindedir." 

Köy köy dolaşarak insanları kendilerine oy vermeleri yönünde tehdit eden "HDP ve arkasındaki örgütsel yapı"nın İstanbul'da özgürlük şarkıları söyleyemeyeceğini ifade eden Davutoğlu, şöyle konuştu:

 "Şu köye gelip, 'Burada 100 seçmen var, 100'ünün de oyu bana çıkmazsa size gösteririz' diye tehditler savururlarsa İstanbul'da gelip özgürlük şarkıları okuyamazlar. Gidip orada birtakım önemli şahsiyetlere ki bunu rastgele söylemiyorum elimizde veriler var, 'Sizin aşiretten ya da gruptan şu yönde bir oy çıkmazsa sonra hesaplaşırız' gibi bir şey söyledikten sonra, İzmir'e gelip barış türküleri okuyamazlar. Herkes ilkesine, demokrasinin özgürlükçü atmosferine saygı göstermeli. Bu anlamda, şu anda eğer biz özgürlükçü bir ortamda seçimlere gidiyorsak, bunda AK Parti'nin yoğurduğu maya vardır Türk siyasetine ve bu maya tutmuştur. Kimse Türkiye'yi tekrar otoriter ya da bilinmez çizgilere götürmez."

- "İki şapka var" -  

Başkanlık sisteminin partisinin seçim beyannamesinde nasıl yer alacağını, bunun son şeklinin tamamlanıp tamamlanmadığının sorulması üzerine Başbakan Davutoğlu, "Bizim iki şapkamız var, günün bir yerinde genel merkezde aday tespitleri yapıyoruz sonra başbakanlığa gelip, hükümet işi devam ediyor" karşılığını verdi.

Davutoğlu, son günlerdeki yoğun programından örnekler vererek, "Bir taraftan hükümet işlerinin aksamaması lazım. Önümüzdeki birkaç gün, haftasonu da İstanbul gençlik kongremiz, bir iki toplantı dışında tamamıyla seçim beyannamesine yoğunlaşacağız. Zaten 'ilk taslağını' diyelim bizzat kaleme almıştım, şimdi ona bir ince işçilik yapacağız. Özellikle demokratikleşme, özgürlükler, yeni anayasa ve başkanlık bölümlerini doğrudan yazmayı düşündüğüm bölümler" ifadelerini kullandı. 

Seçim beyannamesini gelecek hafta tamamlayarak, yine gelecek hafta içinde büyük aday tanıtımıyla kamuoyuna açıklayacaklarını belirten Davutoğlu, şu ana kadar Türkiye'de özgürlüğü kısıtlayan unsurları azaltmakla meşgul olduklarını söyledi. Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Şimdi ise pozitif anlamda imar etmek, binayı tekrar zihninizde inşa etmek gibi bir inşa faaliyeti. Bunun da temeli herkes tabii başkanlık konusunda kişiselleştirerek ve belli konjonktürel hususları öne çıkararak tartışmaya çalışıyor muhalefet ve buradan başkanlık sistemi etrafında kısır bir döngüye giriyor. Yapacağımız şey, esas itibarıyla anayasanın özgürlükçü karakteri ve insan haklarına dayalı temelidir. Hep muhtevayı, özü, formdan önemli görürüm. Form şekillendirilebilir, değiştirilebilir ama özde bir sakatlık varsa form yürümüyor. Parlamenter sistem, bugün özünde Türkiye'de sakatlıkla, malul doğdu. Yani 27 Mayıs'tan itibaren parlamenter sistem yok Türkiye'de. Olsaydı parlamenter sistem, bu kadar askeri darbe olmazdı ve cumhurbaşkanlığı makamı bu kadar mücehhez güçle mücehhez kılınmazdı, parlamenter sistemde. Yani Almanya'da, İngiltere'deki gibi sembolik olurdu. Niye cumhurbaşkanlığı makamı güçle donatıldı? Çünkü hep Kenan Evren gibi bir cumhurbaşkanı olacağı tasavvur edildi 12 Eylül'de. Oyunu bozan, Sayın Abdullah Gül'ün, sonra da Sayın Cumhurbaşkanımızın halkoyuyla da bu sefer gelmesi. Böyle bir maluliyet içinde başkanlık sisteminin doğmaması lazım. Temelinin insan odaklı, özgürlükçü, insan haklarına dayalı. Temelini iyi kurduktan sonra üzerinde sistem, değerler, üzerine mekanizma daha sağlam şekilde oturur. Özünde de başkanlık sistemini anlatırken bir yönetim formu şeklinde değil, onun özünü dokuyan insan odaklı, özgürlükçü karakteriyle birlikte ele alacağımız bir çerçeve çizeceğiz."

- "İçselleştirmediğim hiçbir fikri savunmadım" - 

Başkanlık sistemine ilişkin, "Sayın Cumhurbaşkanı ile görüştünüz, sizin götürdüğünüz, bizzat kaleme aldığınız bu bölüme rötuşları var mı?" diye sorulması üzerine Davutoğlu, "Hayır. Cumhurbaşkanımızla biz her konuyu istişare ettiğimiz gibi bu konuyu da istişare ederiz. Bunda bir anormallik görmek de doğru değil. Muhalefet bunu 'Cumhurbaşkanının müdahalesi gibi' algılaması doğru değil. Bizim yeni ilişkimiz başlamıyor, her şeyi istişare ederiz" dedi.

Başkanlık sistemine ilişkin kanaatlerini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başından beri bildiğini, kendisinin de Cumhurbaşkanı'nın kanaatlerini bildiğini ifade eden Davutoğlu, "Ama her şeyin bir zamanı vardır. Cumhurbaşkanımız onu kendi takdir ettiği zamanlamayla tabii gündeme getirir. Ama bir seçim beyannamesine gireceği zamanlama belli olduğu için, ben de seçim beyannamesi yaklaştıkça bu konuyu netleştirdim. Hem onun nezdinde hem kendim netleştirdiğim hususlar oldu. Arkadaşlarımızla da paylaştık" diye konuştu.

Davutoğlu, bununla ilgili birkaç kişiyi de değişik modeller üzerine çalıştırdıklarını belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Bunlarla ilgili Cumhurbaşkanımızla da istişare ettik. Herhangi bir bu anlamda, rötuş veya böyle bir şey için istişare için değil zaten örtüşün fikirler. Yani ayrışan fikirler olsa üzerinde tartışılır, herhangi bu anlamda da bir tartışma olmadı veya Cumhurbaşkanımızın da bir müdahalesi bu anlamda olmadı. Kendi kanaatlerini olgunlaştırdıkça ve buna benim bu konudaki yaklaşımımı da herkes bilir. İçselleştirmediğim hiçbir fikri savunmadım hayatımda. İçselleştirdiğim bir fikri de karşıma kim çıkarsa çıksın ve ne olursa olsun, hangi psikolojik bariyer olursa olsun, savunmakta tereddüt etmedim. Meydana çıkıp eğer bir fikre çağıracaksam, önce o fikrin çatısını, çerçevesini, temelini zihnimde dokurum, çıktığım zaman inanmış olarak çıkarım. Dolayısıyla bu çerçevede de Türkiye'de gerçek bir parlamenter sistem işleseydi ve bugün parlamenter sistemi savunanlar, parlamenter sisteme tehdit geldiğinde, parlamenter sistemi savunsalardı, yani 'e-muhtıra', yani '367' günü, yani '411 el kaosa kalktı' diye yazdıkları gün, yani 12 Eylül'ün sabahı, yani 28 Şubat'ın akşamı savunsalardı, parlamenter sistem Türkiye'de işlerdi ve kimse de belki başkanlık sistemini gündeme getirmezdi."

(Sürecek)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.