banner181

banner213

EMLAK MİLYARDERİ TAHTINA OTURDU

EMLAK MİLYARDERİ TAHTINA OTURDU

Vahap YAZAROĞLU

02 Şubat 2017, 16:07
Bu makale 3035 kez okundu
Rusya dışında herkese meydan okuyan, dışlayıcı ve içe dönük Amerikan milliyetçilği üzerine kurulu bir yönetim strartejisini ön plana tutacağını söyleyen Trump’dan tüm dünya endişeli.

Amerika’nın ’Emlak imparatoru’ Donald Trump, geçen ay adeta bir kralın taç giyme törenini andıran renkli ve şatafatlı ancak protestoların da gölgesinde seyrek katılımlı bir yemin töreni ile Amerika’nın 45.Başkanı olarak tahtına oturdu. Sadece Amerika’da değil bütün dünyada şimdi herkes merakla birbirine, Trump’lı yeni dönemin küresel sisteme ne gibi değişiklikler ve yenilikler getireceğini soruyor. İnatçı, kararlı ve hırçın mizacı ile tanınan Trump’ın gerek uluslararası toplum, gerekse Amerika içindeki devlet kurumlarıyla nasıl bir ilişki içinde olacağı merakla birlikte biraz da kaygı ile bekleniyor. Ayağının tozu ile mesaiye daha ilk gün medyaya savaş açarak başlaması, yemin eder etmez bir saat içinde Beyaz Saray’a gidip, Obama’nın geride bıraktığı ayak izlerini şov yaparak sildiğini göstermesi, bazı çevrelerde bir başkandan beklenecek olgunlukta olmayan davranışlar olarak değerlendirildi. Öfkeli Twitter mesajları, küçük ayrıntılara takılıp kalması ve doğruluğu tartışılan açıklamalar, Başkan Trump’ın ilk günlerine damgasını vurdu. Hatta kulislerde bazı danışmanlarının Başkan Trump’ı uyararak bir an önce daha disiplinli olmaya davet ettiği konuşuldu. Trump’ın ilk icraatı, 2010 yılında başlatılan ve ABD’de milyonlarca kişiyi sağlık sigortası kapsamına alan “Affordable Care Act”, yani “Hesaplı Sağlık Hizmetleri Yasası” ya da halk arasında “ObamaCare” olarak bilinen sigorta sistemini hemen iptal etmek oldu. Onun yerine ne koyacak henüz belli değil. Ardından eski başkan Obama’nın büyük çabalar sonucu Asya ülkeleri ile kurduğu, Trans Pasifik İşbirliği Örgütü’nden ABD’nin ayrılmasını öngören başkanlık kararnamesini imzaladı. Obama’nın önem verdiği ve 12 ülkeyi içinde barındıran bir birlik Çin’e karşı önemli bir stratejik güç oluşturuyordu. Amerika’nın çekilme kararından sonra işbirliğinin nasıl bir yol izleyeceği şu an bilinmiyor. Ancak uzmanlar bir taraftan Çin’e meydan okuyan Trump’ın, diğer taraftan TPİ’den ayrılarak, lidersiz ve zayıf kalan üye ülkeleri Çin’in kucağına ittiğini öne sürüyor. Seçim kampanyalarında Amerikan halkını “radikal İslam, Meksikalı göçmen, Çin malı ve memleket elden gidiyor” nutukları ile korkutarak başkan olan, Rusya dışında adeta herkese meydan okuyan, dışlayıcı ve içe dönük Amerikan milliyetçilği üzerine kurulu bir yönetim strartejisini ön plana tutacağını söyleyen Trump’dan tüm dünya endişeli. Ortadoğu’da, İsrail’in çıkarları üzerinde kurgulanmış bir politika izleyeceğini açıkça dile getiren Trump, Suriye krizinde ise çözümü, İsrail’in de karşı çıkmadığı, Rusya’nın politikası ile örtüşen, Esad rejiminin korunmasında görüyor. Trump’ın şekillendireceği ABD’nin yeni dış politikasına, İsrail’in çıkarlarını önceleyen, Rusya ile geniş kapsamlı bir işbirliğine gidilmesini öngören ve Çin’in her alanda köşeye sıkıştırılması gibi üç temel unsur yön verecek. Diğer taraftan Trump’ın söz verdiği üzere Kudüs’ü, İsrail’in başkenti olarak tanıdığını ilan etmesi bölgeyi ateş topuna çevirebilecek gelişmelerin fitilini ateşleyebilir. Arap saçına dönen bölgedeki durumu daha da içinden çıkılmaz bir hale dönüştürebilir.

ERDOĞAN RANDEVU BEKLERKEN SİSİ’Yİ TELEFONLA BEYAZ SARAY’A DAVET ETTİ
Daha düne kadar Suriye sorununda tüm imkanlarını Esad rejiminin tasfiyesi için adeta seferber eden, bu beklenti üzerine kurduğu yanlış stratejisinin bedelini IŞİD ve PYDPKK gibi terör örgütlerinin hedefi haline gelerek ödeyen Ankara, Trump’ın oluşturduğu dış politikanın neresinde yer alacak? Gerçi Türkiye, Suriye sorununda makas değiştirip Esad’ın mütteffikleri Rusya ve İran’ın safına geçerek politikasını Trump’ın da benimsediği bir çizgiye çekti. Ancak Amerika’nın Obama döneminde IŞİD’e karşı kara gücü olarak kullandığı Kürtlere verilen desteğin Trump yönetimince devam ettirilip ettirilmeyeceği konusunda henüz somut bir işaret yok. Ayrıca FETÖ’nün iadesi konusunda yeni yönetimin nasıl bir tavır sergileyeceği de henüz bilinmiyor. Tüm bunlar Trump’ın dış politikadaki öncelikleri içinde Türkiye ile olan ilişkilerin ne kadarının yer alıp almayacağına bağlı. Ancak Trump’ın başkan olur olmaz, yabancı ülke lideri arasında ilk olarak İsrail Başbakanı Netanyahu ile görüşmesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan randevu beklerken ikinci yabancı lider olarak Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’yi de telefonla arayarak bizzat Beyaz Saray’a davet etmesi oldukça dikkat çekti. Trump’ın Başkan olduktan sonra Beyaz Saray’da ağırladığı ilk yabancı ülke lideri ise İngiltere Başbakanı Theresa May oldu. Yeni Başkan Trump’ın belirsizliklerle dolu bu yeni dönemde ABD’nin tüm dünya ile olan ilişkilerini nasıl düzenleyeceği hala tam anlamıyla kocaman bir soru işareti.

Yorum Gönder