banner181

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN DIŞ POLİTİKASI – BİR YORUM

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN DIŞ POLİTİKASI – BİR YORUM

Prof. Dr. Bener KARAKARTAL

benerkarakartal@yahoo.com.tr
20 Ekim 2017, 11:47
Bu makale 7120 kez okundu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hızlanan bir ritimde dünyayı dolaşıyor. Gitmediği ülke , tanımadığı lider kalmadı. Dünyada da onu tanımayan neredeyse yok.
Ne kadar başarılı? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dış politikası nasıl yorumlanmalı? Bunun için detaylardan kurtulmak gerek. Genel tabloyu belirlemek gerek.

DÜNYA TARİHİNE GİRİŞİN İKİ KAPISI VAR. BİRBİRİNE TAMAMEN ZIT.
Tarihe geçen büyük liderler çok farklı iki kapıdan geçiyorlar. Bu kapıların girişleri taban tabana zıt. Bazılarının çıkışları da cehenneme açılıyor.
Alman tarihinin en ünlü politikacısı: Alman halkını kandırarak seçimle iktidara geldi. 12 yıl iktidarda kaldı. Bilançosu: dünyada öldürülen altmış milyon kişinin kanı ellerinde. Öldüğü zaman Almanya boydan boya yıkılıp yakılmıştı. Bu cehennem zebanisinin adını bilmeyen yok: Hitler.
Karşı örnek Almanya’nın komşusu Fransa’dan: sefil bir Avrupa’yı kucağında buldu. Doksan yıldır savaşan Almanya ve Fransa’yı barıştırdı. Avrupa’yı birleştirdi ve Avrupa’yı işgal eden ABD ve Sovyetler Birliğini Avrupa’dan çıkarttı. Bu gün De Gaulle’nin imzasını taşıyan bu birliğin GSMH’sı dünyada bir numara. Parası EURO çelik gibi sağlam. Havacılıkta , uzayda, bilim ve teknolojide dünya harikası. De Gaulle’ün başlattığı bu dönem için tarih “otuz altın yıl” diyor. Bu da tarihe açılan farklı bir kapı.

ASYA’DA DA BENZER ÖRNEKLER VAR.
Bir dönemde Japonya’da “savaş senyörleri” iktidardaydı. Neticede bu parantez Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan Atom bombalarıyla noktalandı. Sonraki dönemde Japonya’da barış adamları iktidara geldi. Ortaya ekonomide Japon mucizesi çıktı. Japon teknolojisi dünyada sanayiye çağ atlattı. Benzer durum komşu Çin’de de var. Mao Çin’de ihtilal yaptı ama Çinliler açlıktan ölüyordu. Bugünki Çinli liderler barış adamları. Çin ekonomisi bu günlerde Amerika’ya soğuk terler döktürüyor.
Benzer çift kapı hikayesinin günümüzdeki bir örneği de Kore Yarımadasında yaşanıyor. Kuzey Kore’de bir Hitler taklitçisi diktatör halkını açlık sınırında korku imparatorluğunda yaşatıyor. Atom bombasıyla övünüyor ve öz kardeşini dünyanın gözü önünde vahşice zehirleyerek öldürüyor. Güney Kore’de ise yüksek teknolojiyi barışla birleştiren siyasetçiler halklarına refahın nimetlerinden yararlandırıyor.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN TÜRKİYE’SİNDE DURUM NASIL?
Erdoğan öncesi liderler kıskanç ve kavgacıydılar. Türkiye huzursuzdu. Halk mutsuzdu. Özal dışında tüm politikacılar bu şablona uyuyordu.
Bir örnek vermek isterim. 2017 yılında çok hayırlı bir kuruluş olan TRT World taktire değer bir forum düzenledi. TRT’yi kutluyorum. Ama 27 yıllık bir gecikmenin faturasını kim ödeyecek?
1990 yılında benzer bir teşebbüs Türkiye’de katledildi. Hem de vahşicesine. Bu katliamı yapanlar hala hayatta bir kısmı şan şöhret ve para pul içinde keyif sürmeye devam ediyorlar. Bazıları da Fetöcülükten tutuklu yargılanıyor.
Bu proje neydi? Özal Türkiye’yi dünyaya açmaya çalışıyordu. Türkiye’de neredeyse sıfır olan ihracatı şahlandırmak istiyordu. Yabancı sermayenin Türkiye’ye gelmesini istiyordu. 1986 ve 1987 yıllarında Uluslararası İlişkiler Müdürü olduğum İstanbul Üniversitesi’ne Avrupalı , aralarında Devlet ve Hükümet başkanlarının olduğu 27 kişiyi davet ettim. Üniversite’nin parası olmadığı için masrafları çok değerli dostlarım Nejat F. Eczacıbaşı ve Sakıp Sabancı sponsor olarak karşıladılar. Akşamları köşklerinde yemek yiyorduk. Öğlenleri ise özel uçakla Ankara’ya gidip Başbakanlık Köşkünde Başbakan Turgut Özal tarafından ağırlanıyorduk. Bu öğle yemeklerinde Fransa’nın efsane Başbakanı ve Avrupa Birliği Kurucusu dostum Raymond Barre Özal’a Türkiye’nin AB’ye tam üyelik müraacatını yapmasını önerdi. “Mektup” yazıldı. Özal’ın değimiyle “uzun ince yol” başladı.
Bunu izleyen günlerde bu işin devamı nasıl olacak konulu bir görüşme için Paris’e davet edildim. Başbakan Profesör Raymond Barre , gene ortak kitabımız olduğu bir dostum , Hükümet Sözcüsü Devlet Bakanı Profesör Leo Hamon ve Fransa’nın çok ünlü Dışişleri Bakanı Claude Cheysson bir öneride bulundular: “hepimizin her zaman Türkiye’ye gitmemiz imkansız. Biz Paris’te Fransız Devlet televizyonunda Fransa’nın en büyük iş adamlarıyla buluşalım. Türkiye tarafında da Türkiye yöneticileri ve Türkiye’nin en büyük iş adamları bulunsun. Bu televizyon programlarını sık sık tekrarlayalım.”
Böylede oldu ama teknik sorunları aşmak gerekiyordu. TRT hiç uydu bağlantılı program yapmamıştı. Fransa’dan iki teknisyen geldi. İki Fransız uydusuyla bağlantı kurdular.
TRT’nin bu konuda bütçesi olmadığı için tüm masrafları İhlas Holding ve Türkiye Gazetesi sahibi çok sevgili dostum Rahmetli Enver Ören Beyefendi karşıladı. Ören çok büyük ender rastlanan bir Vatanseverdi.
Program 30 Ekim 1990 gecesi gerçekleştirildi. Paris’te Fransız Devlet Yöneticileri ve Fransa’nın en zengin işadamları , Çankaya’da Cumhurbaşkanı Özal ve Ankara’da TRT A stüdyosunda Özal’ın belirlediği , üç Bakan , Ekonomi Bakanı Güneş Taner , Dış İşleri Bakanı Ahmet Kurtcebe Alptemoçin, Devlet Bakanı Kamran İnan ve Türkiye’nin en zengin iş adamları bu programa katıldılar. Bu programı ben hazırlayıp sundum. 15 kameralı TRT’nin bu ilk uydu bağlantılı programı 31 Ekim 1990 gecesi yayınlandı.

VE ERTESİ GÜN KIYAMET KOPTU
Türkiye Gazetesi ve Enver Ören sponsorlu , Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın katıldığı bu programa tüm merkez medya ertesi sabah saldırıya geçti. Ana akım medyanın manşetlerini fotoğraflarım “Özal’ı kandıran Profesör” olarak geçti. Saldırıya katılmayan köşe yazarı kalmadı. Özal kandırılmıştı ve hain bendim. Ellerinden gelse yüce divana sevk edilecektim. Oysa başlayan bir “Türk Davos’uydu.” Lütfen TRT Genel Müdürü Sayın İbrahim Eren ve TRT World yöneticileri 27 yıl önceki , 30 Ekim 1990 tarihli bu programı (doksan dakikalık bu program otuz dakika özet olarak 31 Ekim 1990’da yayınlandı.) arşivden çıkarıp bakınız ve 27 yıllık bu rötarın sorumlularını görünüz. Bugün hala gürlemeye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’la uğraşmaya devam ediyorlar. Ama bir kısmı Fetöcülükten tutuklu.

ERDOĞAN’IN DIŞ POLİTİKASI BİR TARİH SAYFASI AMA HAİNCE BATIRILMAYA ÇALIŞILIYOR
Erdoğan öncesi politikacılar Özal dışında haindiler , kıskançtılar , kavgacıydılar , menfaatçilerdi. Türkiye lehine olan girişimleri batırmak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Kendilerinden ve çoluk çocuklarından başka kimseyi düşünmüyorlardı. Rahmetli Erbakan’ı haince devirdiler. Başbakan Çiller’i kandırdılar. Daha sonra çiçeği burnunda genç siyasetçi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Erdoğan’ı hapse attılar.
Lider Erdoğan’ın dayanıklılığına hayran olmamak mümkün değil. Şahsen yıprandı ama yılmadı. Yola devam ediyor. Türkiye’yi cehennemin kapısına getiren kalitesiz politikacılardan kurtardı. Ama karşısında inanılmaz bir koalisyon var. Bu koalisyon içinde bir aşure misali yurtiçi var. Yurtdışı var. Fetö var. Ama başka çare yok.
Büyük Türkiye için yola devam.


Yorum Gönder