BİST
101849
ALTIN
259.535
DOLAR
5.6360
STERLİN
7.0780
EURO
6.3235
Ağustos, Türk tarihinde zaferler ayıdır. 10 Ağustos’ta Türk tarihinde yeni bir sayfa açılacak. 3 bin yıllık Türk tarihinde ilk kez Türk milleti başkanını kendisi seçecek. En güçlü aday hiç şüphesiz Tayyip Erdoğan’dır.

Ağustos, Türk tarihinde zaferler ayıdır. 26 Ağustos 1071’de Alparslan Malazgirt Zaferi’yle Anadolu’nun kapısını Türklere açtı. 1922’de yine bir 26 Ağustos’ta Gazi Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Türk ordusu Büyük Taarruz ’u başlatarak 30 Ağustos’ta büyük bir zafer kazandı. Bugünü hala kıvançla Zafer Bayramı olarak kutluyoruz. 2014 yılında 10 Ağustos’ta inşallah Türk tarihinde yeni bir sayfa açılacak. 3 bin yıllık Türk tarihinde ilk kez cumhur, yani Türk halkı başkanını kendisi seçecek. 91 yıllık cumhuriyetin kuruluşundan bugüne Atatürk dahil tüm cumhurbaşkanları millet tarafından değil, milletin vekilleri tarafından seçildi. Bunların içinde 23 Nisan 1920’de ilk toplanan Millet Meclisi, cumhurbaşkanı seçimini yapmadı. 8 Nisan 1923 tarihinde yapılan seçimlerle meclis ikinci dönemine girdi. 29 Ekim 1923’te önce cumhuriyet ilan edilmiş ardından 287 üyeden 158’inin oylarıyla Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. Atatürk daha sonra 1927, 1931 ve 1935’te CHP’nin tek parti döneminde üç kez daha meclis tarafından cumhurbaşkanı seçildi. Böylece 15 yıl boyunca cumhuriyetimizin kurucu cumhurbaşkanı olarak görev yaptı. ATATÜRK’TEN SONRA MİLLİ ŞEF İNÖNÜ Atatürk’ün ölümünden bir gün sonra 11 Kasım 1938’de TBMM toplandı ve Atatürk’ün cumhurbaşkanı olmasını istemediği İsmet İnönü’yü ordunun baskısıyla cumhurbaşkanı seçmiştir. Celal Bayar’ı tasfiye eden İnönü, Milli Şef olduktan sonra 1939, 1943 ve 1946’da üç kez daha cumhurbaşkanı seçildi. 2. Dünya Savaşı’nın yaşandığı yokluk yıllarında 12 yıl süreyle cumhurbaşkanlığı yaptı. İnönü dönemi, cumhuriyet tarihinin en sıkıntılı dönemi oldu.

İLK SİVİL CUMHURBAŞKANI CELAL BAYAR
Nihayet 14 Mayıs 1950’de Demokrat Parti ilk kez halkın oylarıyla rakibi CHP’yi adeta sandığa gömerek ilk serbest seçimleri kazandı. 22 Mayıs 1950’de meclis Celal Bayar’ı ilk sivil cumhurbaşkanı olarak seçti. Bayar’ın başbakan olarak atadığı Adnan Menderes, Türkiye’yi 10 yılda 3 seçim kazanarak başarıyla yönetti. Demokrat Parti dönemi, “Yeter Söz Milletin” sözleriyle hatırlanır. Ancak 27 Mayıs 1960 darbesiyle iktidar milletin elinden alınmış ve yine askerin eline geçti.
26 Ekim 1961’de meclis tarafından cumhurbaşkanı seçilen ihtilalin lideri Cemal Gürsel, yaklaşık beş yıl bu görevi sürdürdü. Menderes’in idam edildiği demokrasi tarihimizin en kara döneminin cumhurbaşkanı olan Cemal Gürsel, 100 günden fazla komada kaldı. Bir türlü can veremedi ve nihayet sıhhi kurulun aldığı kararla meclis tarafından 28 Mart 1966’da görevi sona erdirildi.
Aynı gün Emekli Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay, Adalet Partisi iktidarında 5. cumhurbaşkanı olarak seçildi. 7 yıl süreyle cumhurbaşkanı olarak görev yaptı. 6 Nisan 1973’te bu defa Demirel ve Ecevit’in uzlaşmasıyla eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Fahri Korutürk 6. Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Korutürk’ün görev süresi olan 7 yıl 6 Nisan 1980’de doldu. Meclis 6 ay boyunca 115 tur seçim yapmasına rağmen cumhurbaşkanını seçemedi. Ben de o günlerde İstanbul’da 66. Tümen Karargahı’nda yedek subay görevini yapıyordum. Anarşi ve terörün kol gezdiği, her gün birkaç kişinin can verdiği bu karanlık dönemin ardından 12 Eylül 1980’de ordu idareye el koydu.
Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’in başkanlık yaptığı Milli Güvenlik Konseyi partileri kapattı. Aynı hükümette koalisyon ortağı olmalarına rağmen cumhurbaşkanı seçiminde aralarında anlaşamayan Demirel, Erbakan, Türkeş üçlüsüylemuhalefet lideri Ecevit’e siyaset yasaklanarak sürgüne gönderildiler. 12 Eylül’den 6 gün sonra devlet başkanı olarak ant içen Kenan Evren, iki yıl sonra 7 Kasım 1982’de Anayasa oylamasıyla 7. cumhurbaşkanı olarak seçildi. Evren, dolaylı olarak halk tarafından askeri yönetim döneminde seçilen ilk devlet başkanı oldu.

DİNDAR, DEMOKRAT SİVİL CUMHURBAŞKANI ÖZAL
Bir yıl sonra 6 Kasım1983’te yapılan seçimlerde TurgutÖzal başbakan seçildi.Özal, Evren’le uyumlu çalışarak ülkeye büyük hizmetler verdi. 31 Ekim 1989’daÖzal, TBMM tarafından 8. cumhurbaşkanı seçilerek ihtilalin lideri Evren’den görevi devraldı. Çankaya’daki devir teslimtöreninde tarihi bir gün yaşanmıştı. Dindar, demokrat ve sivil cumhurbaşkanı Özal, 17 Nisan 1993’te görevi başındayken Çankaya Köşkü’nde kalp krizi geçirerek vefat etti. 22Nisan günü yapılan cenaze törenine milyonlarca kişi katıldı. Özal, cumhuriyet döneminde iz bırakmış bir siyasi lider olarak tarihe geçti. Kendisini rahmet veminnetle anıyoruz.
Özal’ın ölümünün ardından 16 Mayıs 1993’te Süleyman Demirel, koalisyon ortağı Erdal İnönü’nün desteğini alarak 9. cumhurbaşkanı seçildi. 7 yıl süreyle görev yaptı. 5 Mayıs 2000 tarihinde AnayasaMahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer, TBMM’de gurubu bulunan siyasi parti liderlerinin ortak adayı olarak 10. cumhurbaşkanı seçildi. 2001 yılında cumhurbaşkanı Sezer ile kendisini aday gösteren başbakan Bülent Ecevit’in arasında yaşanan Anayasa kitapçığı fırlatma tartışması ülkeyi krize sürükledi. Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizinde ülkenin milli gelirinin yarısı heba oldu.

ÇANKAYA’DA GÜL DÖNEMİ
AK Parti, 2002 yılı sonunda halkın eski liderleri tasfiye etmesiyle tek başına iktidara geldi. İlk beş yılda AK Parti, Erdoğan ve Gül’ün birlikte görev yaptığı hükümette en başarılı dönemini yaşadı. Türkiye, büyümede rekor kırarak dünyayı şaşırtan bir performans gösterdi. 11. cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün seçilmesi ise sancılı bir dönemin ardından gerçekleşti. 27 Nisan 2007’de Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın ‘muhtıra’ olarak nitelenen açıklaması hükümet tarafından reddedildi.Meclis, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini kararlaştırdı. Referanduma gidildi. Seçimler erkene alınarak AK Parti ikinci kez iktidarı kazandı. Yeni meclis 28 Ağustos 2007’de AbdullahGül’ü 11. cumhurbaşkanı olarak seçti. Gül ve Erdoğan, bazı konularda fikir ayrılıkları yaşamış olsa da genelde uyum içinde çalıştılar.Ancak 2009 yılındaki küresel ekonomik kriz sebebiyle Çankaya ile hükümetin uyumuna rağmen 2007-2011 arasında AK Parti, ilk dönemindeki kadar başarılı olamadı. Yine de 2011 yılında Erdoğan, halkın yüzde 50 oyunu alarak üçüncü dönem iktidarını sürdürüyor.
Referandum gereği cumhuriyet tarihinde 10 Ağustos Pazar günü millet ilk kez cumhurbaşkanını kendi iradesiyle belirleyecek. Erdoğan, 11 yıldır aralıksız sürdürdüğü başbakanlık görevinde kısmen yıpranmış olabilir. 17-25 Aralık operasyonu ile iktidardan düşürülmek istenen Erdoğan,mukabil hamle yaparak muhalefet ve cemaate karşı 30 Mart’ta Yerel Seçimler’den zaferle çıkmayı başardı. Bize göre Erdoğan, cumhurbaşkanlığına aday olmalıdır. Karizmatik lider Erdoğan’ın siyasetteki son durağı ilk defa halkın seçeceği cumhurbaşkanlığı makamıdır.

ÜÇ DÖNEM KURALI SÜRMELİDİR
AK Parti, kuruluşunda Erdoğan’ın bilhassa tüzüğe koydurduğu üç dönem kuralı sayesinde yıpranmış kadroların yerine yenilerini seçerek uzun yıllar iktidarda kalabilir. Böylece Türkiye, Japonya gibi istikrarlı, uzun bir iktidar dönemi yaşayabilir. 90 yıllık cumhuriyet tarihinde tek parti dönemi hariç iktidar olamayan CHP ile 45 yıllık tarihinde sadece koalisyon ortağı olabilen MHP, bugünkü görünümleriyle iktidara alternatif olamazlar. AK Parti, zor olmakla birlikte son olaylardan aklanarak çıkarsa uzun yıllar iktidarını sürdürebilir. Geçiş döneminde Abdullah Gül pekala başbakanlık yapabilir. Bülent Arınç ve son on yılın en başarılı bakanı olan Binali Yıldırım’da bu görevi hakkıyla yerine getirebilecek isimlerdir.
Ama şu gerçeği kabul etmeliyiz: 2023’te, cumhuriyetin 100. yılında bugünün liderleri emekli politikacılar olarak şerefli yerlerini almalıdırlar. Zira 100. yılında cumhuriyet hükümetlerinde ve Çankaya’da bugün 30’lu ve 40’lı yaşlarını süren yeni nesil politikacılar olmalıdır. Bugünün iyi yetişmiş gençleri 100. Yılın başarılı politikacıları olmaya adaydır. Tecrübeye değer verelim ama gençlerimize de güvenelim…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.