BİST
103072
ALTIN
272.126
DOLAR
5.6668
STERLİN
7.1126
EURO
6.2796

Kadın istihdamı Türkiye’de erkeklere göre daha düşük ve değişken bir yapı arz ediyor. Kadın istihdamının toplam istihdam içindeki payının en yüksek olduğu alanı yüzde 57,8 pay ile eğitim sektörü oluşturuyor. Kadınlar için eğitim düzeyinde artışın; istihdam oranlarına da olumlu yansıdığı görülüyor.

Kadın istihdamının temel özelliklerine bakıldığında; ülkemizde hem sektörde hem de mesleki alanda erkeklere oranla düşük ve değişken olduğunu görüyoruz. 2013 SGK tarafından yayınlanan verilere göre; kadın istihdamının toplam istihdam içindeki payının en yüksek olduğu sektör yüzde 57,8 ile eğitim sektörü. Tekstil ve hazır giyim sektörü yüzde 39,2 paya sahip. Tekstilde kayıtlı çalışan kadın yüzde 29 iken; hazır giyimde yüzde 48,5.

Genel olarak Türkiye’deki istihdam oranları AB ile OECD ülkeleri arasında düşük seyir izliyor. TÜİK verilerine göre; Türkiye işgücü piyasasında istihdamda yer alan kadınların eğitim düzeylerine göre dağılımları incelendiğinde Temmuz 2016 dönemi itibariyle; okur yazar olmayan kadınların istihdam oranı yüzde 15,5 iken erkeklerin yüzde 27,4. Lise altı eğitimi olan kadın yüzde 24,7 aynı kategorideki erkeklerde yüzde 63,4. Lise mezunu kadın ise yüzde 26,9; erkeklerinki ise yüzde 65,4. Mesleki ve teknik eğitim almış kadın yüzde 32,9; erkekse yüzde 76,2. Yüksek öğretimden mezun kadın oranı yüzde 57,7 ve erkek oranı ise yüzde 77,9. Kadınlar için eğitim düzeyinde artışın; istihdam oranlarına da olumlu yansıdığı görülüyor.

KADINLAR, İŞ VE AİLE ARASINDA DENGE PROBLEMİ YAŞIYOR

Toplumsal yapının farklılaşması ve değişen ekonomik ile sosyal yapının birlikte hareketle kadınların işgücü piyasasında daha fazla yer aldığı günümüzde; kendine yeni ve etkin roller yükleyen kadın eğitimini artırmaya başladı. Dolayısıyla kırsal alandaki tarım sektöründen, sanayi ve hizmet sektörlerinde çalışmaya, kısacası bilinçlenmeye başladı. Ancak kadına yüklenmiş olan geleneksel roller nedeniyle; iş hayatına katılan kadın, işi ile ailesi arasında denge kurmak konusunda problemler yaşıyor. Hatta kadın iki hayatı arasında yerine getiremediği rolleri olduğunda eleştirilere maruz kalıyor. Var olan toplumsal baskılar kadınların giderek artan oranda eş ve anne olma seçimini reddetmeye de neden oluyor. Bazıları için ise bu durum iş hayatından vazgeçmek ile sonuçlanıyor. 

Kadınların çalışmak istemeyen kısmı için; toplumsal olarak kabul görmeme korkusu duyduğunu, çocuklarına bakamadığı için vicdan azabı yaşadığını, kreşlerdeki kötü koşullar ile, çocuk bakımının pahalı ve ulaşılması uzak oluşunu, daha önce yaşadığı kötü çalışma deneyimlerinin (mobbing vs.) varlığı, ücretlerin düşük olduğunu, iş bulamayacağını düşündüğü için kaynaklandığını öncelikli olarak sıralayabiliriz.

Bu sebeple süregelen geleneksel yapının kadın ve erkeğe ayrılan toplumsal cinsiyet rollerinin yeniden gözden geçirilmesi sosyal devlet anlayışının gereğidir. Yeni ve adil bir rol dağılımının sağlanması, sürecin devamının kontrol altında olması ve dengeli olarak koordinasyonun sağlanabilmesi; kadın ve erkeğin arasındaki çalışma eşitsizliğinin giderilmesi açısından değerlidir.

SOSYAL POLİTİKALARIN ETKİSİ FAZLA

Sosyal politikalar kadın ve erkeğin rollerine etki eder. Kadınların çalışma hayatına dahil olmalarını destekleyen politikaların varlığı kültürel farklar içinde boğulmuş olan kadınların tümünü kapsamı altına alması gerekiyor. Ülkeler arasında yapılan farklı politikaların mevcut oluşu, sonucu da farklı ortaya koyuyor. Danimarka ve Norveç gibi Kuzey Avrupa ülkelerinde kadın-erkek işgücüne katılım oranlarının birbirine yakın oluşu sosyal devlet anlayışının bir sonucu olarak görülüyor. Ülkemizde de benzer sonuçlar için; çocukların bakımı hakkındaki iş bölümünün hem babaya hem de topluma dağıtılması; kadın istihdamını olumlu yönde etkileyecek. Çünkü kadınlar istihdam davranışını toplumdan en az baskı görecek şekilde yapıyorlar.

AB mevzuatına uyum sürecinde işgücü piyasasına güvence ve esnekliğin sağlanmasına ilişkin “güvenceli esneklik” kavramı kadınların istihdamı sürecinde ayrıca çalışma alanı oluşturmalıdır. Güvenceli esneklik kavramı isveren için, üretimin organizasyonu ve işgücü talebinde esneklik ihtiyacının karşılanmasının amaçlanmasına karşılık; işçinin de güvence ihtiyacında denge sağlanması olarak tanımlanabilir.

Türkiye’de kayıtdışı istihdam noktasında kadın işgücünün payının daha yüksek olduğu biliniyor. Diğer taraftan; güvenceli esnekliğe dayalı çalışma koşullarında istihdam edilme şansının, erkek işgücü için daha yüksek. Bugün için kadın işgücü arasındaki genel eğilim istihdam güvencesinin sağlanmasından, iş güvencesinin sağlanmasından önce geldiği görülüyor. Kadın istihdamının güvence altına alınması, kadının istihdam edilebilirliği ile yakından bağlantılı. İş arayan kadının, beceri ve niteliklerini geliştiren mesleki eğitimin formal ayağı sonrasında; hayat boyu öğrenme (life-long learning) kültürünü benimseyerek toplumsal ve ekonomik zeminde kökleştirilmesi beşeri sermaye açısından değerli. Dolayısıyla güvencesiz çalışma ve istihdam oranlarındaki düşüklük; kadınların aldıkları eğitimin ve beşeri sermayelerinin boşa gitmesine yol açıyor.

Beceri kazandırma ve iş edindirme projelerinin kapsamı; hayat boyu öğrenme; zaman, yer, yaş ve eğitim düzeyi gibi kısıtlamaları ortadan kaldırarak mevcut sistemi yeniden yapılandırmayı ve kişinin kendi kendine öğrenme kabiliyetinin artırılması, özellikle genç kadınların iş hayatına geçişte ön hazırlık niteliğinde oluyor.

HAYAT BOYU EĞİTİMLİ OLMAK GEREKİYOR

TÜİK 2016 yılı işgücü istatistiklerine göre sanatla ilgili bölümlerden mezun olanların işsizlik oranı yüzde 21,2; mühendislik ve mühendislik işleri mezunlarının ise yüzde 9,4. Bilimsel olmayan verilere göre ortalama 700 bin üniversite mezunu işsiz bulunuyor. Gösteriyor ki; üniversite mezunu olmaktan öte hayat boyu eğitimli olmak ve bireysel farklar ortaya çıkarmak gerekiyor. Akademik alınan eğitimlerin yanısıra yaratıcı ve eleştirel düşünmeyi işlevselleştiren sanat eğitimlerine ağırlık vermek gerekiyor. Dolayısıyla kadınlar özelinde öz yeterlilik ve özgüven artırıcı, anlama ve öğrenme motivasyonuna katkısı olan sanat eğitimlerine katılım sağlanmalı.

Akademik hayatında devam eden periyotta, zoraki ilişkilendirmeler yaparak not beklentisi ile motive olunması yapısından uzak şekilde seyir eden hayat boyu öğrenme sistemi içinde eğitimlere olan katılımların özellikle kadınlar üzerinde yoğunlaşması; yapılan politik çalışmaların olumlu sonucu oluyor.

Fark yaratacak politika müdahalelerin 2023 vizyonu çerçevesinde değerlendirilmesi ve dezavantajlı gruplar içinde yer alan kadınların hayat boyu öğrenme sistemine katkılarının artırılması amaç ve hedefe giden yolda üzerinde durulması gereken bir konu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.