BİST
98028
ALTIN
257.920
DOLAR
5.7049
STERLİN
7.0870
EURO
6.3986

Ekonomik amaçlarla kurulan uluslar üstü yetkiye sahip AB’de 1970’lerden sonra sosyal politika konuşulmaya başlandı. Topluluk, Paris Zirvesi’nde (1972), sosyal politika açısından yeni bir evre oluşturmuş. Topluluğun ekonomik birliği ile aynı değerde sosyal politikalarda da birlik taşıması gerektiği üzerinde durulmuş. 1974 Sosyal Eylem Planında (Social Action Plan) göçmen işçilerin çalışma koşulları, tam istihdam, çalışma ve yaşam koşullarında iyileştirme, işçilerin işletme yönetimine artan oranda katılımının sağlanması konuları ele alınmış. Fakat bu ilk sosyal eylem planı dünya ekonomisinde yavaşlamalar sebebiyle amacına ulaşamamış.

80’li yıllarda yeni üye ülkelerin katılımı sebebiyle Avrupa'da sosyal politika yeniden önem kazanmış.  Avrupa’da iç pazar oluşturulması ile ilgili olan 1987’de yürürlüğe giren Avrupa Tek Senedi (Single European Act) ile topluluğun karar alma aşaması güçlendirildi. Malların, kişilerin, sermayenin ve hizmetlerin serbest dolaşım özgürlüğünü kapsayan Tek Senet ile emek piyasalarında minimum standartlar hedeflenmiştir.

İngiltere’nin imzalamamasına rağmen 1989 Strasbourg Zirvesi’nde Sosyal Şart kabul edilmiştir. ILO sözleşmeleri ve Avrupa Sosyal Şartından esinlenerek hazırlanan Topluluk Sosyal Şartında 12 temel sosyal hakka yer verilmiş: Serbest dolaşım hakkı, İstihdam ve ücret hakkı, yaşama ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi hakkı, sosyal korunma hakkı, örgütlenme özgürlüğü ve toplu pazarlık hakkı, mesleki eğitim hakkı, erkek ve kadınlara eşit işlem yapılması hakkı, bilgilendirme, danışılma ve yönetime katılma hakkı, iş sağlığı ve güvenliği hakkı, çocukların ve gençlerin korunması hakkı, yaşlıların hakları, engellilerin hakları.

İngiltere’nin mesafeli yaklaşımı sebebiyle; Topluluk sosyal şartı ve Eylem Programı’nın hukuksal bağlayıcılığı olmadığı görüşü hakim. İngiltere’nin Topluluk düzeyinde sosyal politikaya olan karşıt durumu devam etse de; 1997 Amsterdam Antlaşmasını onaylamış ve 136. Maddesi doğrudan Sosyal Şart’ın hukuksal statüsüne atıf yaparak, güçlendirmiş. Böylece üye ülkeler ekonomik politikaları ile kendi belirleyecekleri istihdam politikalarını eşgüdümlü bir strateji içinde ele almış.

Amsterdam Antlaşması sonrasında Birliğin istihdam politikasına özel olarak yer verilen Zirvelerde (Lüksembourg-Kasım1997, Cardiff-Haziran 1998, Köln-Haziran 1999, Lizbon-Mart 2000, Stockholm-Ekim 2000, Barcelona-Mart 2002) istihdam stratejisi oluşturulmaya çalışılmış.

1998’den beri her yıl Türkiye için; Avrupa Komisyonu tarafından AB ilke ve müktesebatı konusundaki gelişmeler üzerine hazırlanan ‘İlerleme Raporu’nda; Türkiye’de bölgelerarası dengesizlik ve bunun giderilmesi yönündeki gelişmeler ve bölgesel politikalarla ilgili konulara değinilmiş. 2019 raporunda; Türkiye’de bölgesel sorunlara yönelik etkin bir politikanın olmaması sebebiyle AB tarafından IPA (Instrument For Pre-Accession Assistance) kapsamında öncelikli konular arasında istihdam ve sosyal politikalar da yer almaktadır.

AB yerel yönetimleri etkin hizmet birimleri olarak görmekte ve gerek idari gerekse mali konularda özerkliğe ulaşmaları konusunda önemli düzenlemeler getirmekte. İzlenen süreçler neticesinde sosyal politikaların halkla buluşmasında ise; yerel yönetim birimlerinin temel aktör olarak yer aldığını görmekteyiz. Avrupa Birliği’nde yerel yönetimler sosyal politikalar ile ilgili normların uygulama merkezleri olarak ortaya çıkmaktadır.

İngiltere’de yerel yönetimlerin demokratik gelişimi önemli bir arka plana sahip. Özellikle Sanayi Devrimi’ni ilk yaşayan ülke olması, bu yapının kentsel değişim ve sorunlarını da beraberinde getirmiş olması sebebiyle yerel yönetim yapısında değişim zorunlu bir hal almış. Ancak birçok Avrupa ülkesinin aksine İngiltere’de yerel yönetimler genel yetkiye sahip olmadıklarından, yalnızca yasayla verilen görevleri yerine getirebilecekleri dikkat çekmektedir.

Yerel yönetimlerin geleneksel hizmetleri olarak görülen elektrik, su, gaz gibi hizmetlerin özelleştirilmesi; sosyal hizmetlerin İngiltere’de yerel yönetimlerin en önemli görevleri arasında sayıldığını da göstermektedir. Ayrıca birçok Avrupa ülkesindeki gibi eğitimle ilgili hizmet veren yerel yönetimler, dezavantajlı gruplara da yönelik çeşitli olanaklar da sunmaktadır.

İsveç’de ise sosyal ve geleneksel görevlerin yanı sıra; kültürel aktivite, enerji, konut, sanayi ve ticaret faaliyetleri gibi hizmetlerde de yerel yönetimler tarafından gönüllü hizmet anlayışına dayanarak yürütülmekte. Sosyal refah hizmetleri; belediyelerin ana görevi kabul edilmiş. Belediye çalışanları sosyal politikaya yönelik çalışmalar üzerine konumlandırılmış. Tüm bu yapının sağlamlığı merkezden bağımsız olan gelir kaynaklarıyla güçlendirildiği için; belediyeler de sosyal hizmet alanına yerel ihtiyaçlar doğrultusunda önemli bir kaynak aktarımı yapabilmekte.

Türkiye’de sosyal belediyecilik anlayışı gelişim göstermiş olmasına rağmen; tüm belediyelerce hedef kitlelere etkin uygulamalar yapıldığı sonucunu doğurmamakta. Sahada sosyal politikaya yönelik çok fazla aktör oluşu; ortaya çıkan koordinasyon yapısını; gerek mali kaynak ve gerekse personel temini noktasında bozmakta. AB ülkelerine kıyasla; mali kaynaklar bakımından Türkiye’de yerel yönetimler için ayrılan kaynakların yetersizliği etkin. Özellikle küçük belediyeler geleneksel rolleri olan atık toplama, alt yapı çalışmalarını bu sebeple yerine getirememekte. Dolayısıyla sosyal belediyecilik yapısını ancak büyükşehir ve büyükşehir ilçe belediyelerinde görülebilmekteyiz.

Sosyal politikaların en önemli sorunlarından olan yardımların kötüye kullanımı; sosyal belediyecilik uygulamalarının işleyişi için de büyük bir sorun. Bu yolla elde edilen kaynaklar; tarafsızlık ve şeffaflık evrensel ilkelerinin aksine yerel yönetimlerinin siyasi tercihleri sonucu seçmenleri tarafından kullanılmakta, dolayısıyla belediyeler de kendilerini gündeme getirecek konuları tercih etmekte.

Son dönemde yerel yönetimler sosyal belediyecilik alanında önemli bir aşama kaydetmiştir. AB örnekleri ile kıyaslandığında; çalışmalarına yönelik standartlar belirlenmesi, denetimler ve veri paylaşımı ile hizmet sunumlarının şeffaflaşması ile gerçekte hizmet üretilmesinin gerekliliğini gözler önüne getirecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.