ABD arkasında geleceği belirsiz kırılgan ve cılız bir Irak bıraktı. Savaşı bilanço 1 milyon 200 bin ölü, maliyeti 3.6 trilyon dolar savaşın
galibi İran’mı?
Dünyanın en büyük ordusunun dev savaş makinalarına ait son askeri konvoyu, çölü tozu dumana katarak Irak’ı terk ederken, geride devirdikleri diktatörlüğün enkazı altında sıkışıp kalmış, geleceği belirsiz, kırılgan ve cılız bir ülke bıraktı. 9 yıl önce dönemin ABD Başkanı George W Bush’un. tüm dünyaya yalan söyleyerek başlattığı Irak savaşı, “Amerika’nın aptalca savaşı” diyen Başkan Obama tarafından geçen ay sona erdirildi. Obama, Amerikan halkına görevin başarıyla bittiğini duyurdu. Gerçekten görev, daha doğrusu Irak işgali başarıyla mı sonuçlandı? Ortaya çıkan tablo hiçde öyle olmadığını gösteriyor. Her iki taraf için savaşın insani, ekonomik ve stratejik zararları korkunç boyutta.
ABD’nın “Irak halkını özgürleştirmek ve demokrasi getirmek” için başlattığı bu kanlı savaştan geriye, tüm kurumları ve altyapısı çökmüş, ordusu dağılmış, halkı daha da fakirleşmiş, tarihi mirası yağmalanmış, etnik ve mezhep çatışmalarıyla geleceği belirsiz, paramparça ve kaos içinde bir Irak kaldı.
Resmi rakamlara göre 114 bin Iraklı sivil, 4.500 Amerikan askeri öldü. 30 binden fazla asker de Amerika’ya sakat olarak döndü. ORB kamuoyu araştırma şirketine göre ise savaştaki can kayıpları 1 milyon 200 bin. Amerika’ya ekonomik maliyeti resmi rakamalara göre 806 milyar dolar. Brown Üniversitesi’ne bağlı Watson Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü’ne göre ise gerçek maliyeti resmi rakamın 4 katı, yani 3.6 trilyon dolar.
“DÜNYAYI ALDATTIK, UTANIYORUM”
İşgal, önce Saddam rejiminin kitle imha silahları geliştirdiği ve El- Kaide terör örgütüyle bağlantıları olduğu iddiasıyla başlatılmış ancak daha sonra her iki iddia da yersiz çıkmıştı. Bunu üzerine savaşın hedefi, “Irak’a demokrasi ve özgürlük getirme” misyonuna çevrildi. Dönemin Dışişleri Bakanı Colin Powell emekli olduktan sonra, “Irak konusunda aldatıldığını, dünyayı da aldattıklarını ve bu utancı ömrünün sonuna kadar taşıyacağını” söyleyerek tarihe geçen acı bir itirafta bulunmuştu. Gerekçeleri yalan üzerine kurulu, siyasi hedefleri yanlış stratejik hesaplara dayalı olmasına rağmen, Amerika bu işgali ite kaka 9 yıl sürükleyerek devam ettirdi.
ABD, IRAK’IN ETNİK YAPISINI ANLAMADI...
İşgalle birlikte Saddam rejiminin yıkılması ülkeyi tam bir kaosa sürükledi. Savaş Irak’a demokrasi ve ekonomik canlanma getireceği yerde, kanlı ayaklanmaların patlak vermesine yol açtı. Öncelikle Amerika, Irak’ın çok sayıda farklı etnik, siyasi ve mezhep gruplarından oluştuğunu anlayamadı, ülkenin sahip olduğu bu özel konumunu kavrayamadı. Dolayısıyla ayrık ve karmaşık demografik yapısını doğru okuyamadı. Pamuk ipliğine bağlı bu hassas yapı, Saddam’ın demir yumruğu sayesinde bir arada tutunabiliyordu. Ancak Saddam gidince, ülke tam bir otorite boşluğuna düştü. Silahı kapan sokaya fırladı. Yıllardır nefret ve intikam duyguları ile birbirlerine diş bileyen Şiiler, Sünniler ve Kürtler birbirlerine girdi. Irak bir anda uzun yıllardır ertelenen tarihsel hesaplaşmaların kanlı arenasına döndü. Hem kendi aralarında çatıştılar hem de Amerikan askerlerine karşı savaştılar. Zaman zaman kimin kiminle savaştığı bile anlaşılamadı. Ülkeye demokrasi ve özgürlük getirmeye talip olan Amerika, kendisini bir anda deli gömleğinin içinde buldu. Amerikan ordusu, kendi müdahaleleriyle kontrolden çıkarak ayaklarının altıdan hızla kayıp giden bir Irakla karşılaştı. Uzun süre asayişi nasıl sağlayacaklarını bilemediler. Bunun nedenini ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Martin Dempsey kısa bir süre önce Senato’nun Askeri Hizmetler Komitesi’ne, bilgi verirken şöyle açıkladı: “Irak’ın içinde ki dinamikleri bilmeden ülkeye girdik. Sünni ve Şii mezhepleri aralarında ezeli bir rekabet olduğu orada öğrendik”. Dünya’nın en büyük ordusunun başında ki komutan, Irak’ı askeri açıdan konrol etmekte zorlanmalarına bu bilgisizliğini mazeret olarak gösteriyordu. Cehalete dayalı yanlış hesap yapılınca, Amerika için Irak, sırtında taşımak zorunda kaldığı bir kambura dönüştü.
ABD SAVAŞI BİTİRMEDEN TERK ETTİ
Zamanla ABD ülkede ki asker sayısını arttırarak Irak’da göreceli bir asayiş sağladı. Sancılı ve çekişmeli bir sürecin sonunda Irak’da seçimler yapıldı. % 60 Şii olan ülkede, zor geçen çetin pazarlıklardan sonra Sünni ve Kürtlerin de katılmıyla Şii ağırlıklı bir hükümet kuruldu. Fakat Şii Başbakan Nuri el Maliki, Sünnileri yönetimden tasfiye etmek için sürekli entrikalar çevirmekle suçlandı.
Bu karmaşık yapı içinde sürekli bocalayan ABD için Irak, ahlâki, siyasî ve mali açıdan artık katlanılmaz bir hale geldi. Bilançosu tam bir insanî felaket, masrafı muazzam derecede yüksek olan bu savaşdan Amerikan halkıda bıkmıştı. Başkan Obama seçimlerde verdiği sözü tutarak geçen ay Irak savaşını bitirdiğini ilan etti. Aslında Irak’da ki savaş bitmedi. Amerika savaşı terk etti.
İŞGALİN STRATEJİK MALİYETİ
ABD’nin Irak’tan çekilmesi hem ülke içinde hem de bölgede önemli bir güç boşluğu oluşturacak. Yıllardır İran, bu durumun gerçekleşmesini kenarda sabırla bekliyordu. Onu beklemede tutan tek güç ise ABD’nin askeri varlığıydı. Şimdi Tahran, Amerika’nın çekilmesiyle önünün açıldığını düşünerek harekete geçebilir. İran’a bu kapıyı açacak olan ise Irak. Zaten Tahran, daha Amerikan askeri varlığı devam ederken, Irak'ta iktidarı tekelinde tutan Şii siyasi kadrolar üzerinde ciddi bir hakimiyet kurmuştu. Şimdi İran’ın çogunlugu oluşturan Şii nüfusu kontrol altına alma girişimlerini daha da arttırması bekleniyor. Tahran’nın ABD’nin yerine bu boşluğu doldurarak ülkenin siyasi geleceğinde etken olma olasılığı batılı çevrelerde büyük endişe yaratıyor. Bu da İran’nın hem marijinal bir güç konumundan, bölgede dominant bir güç konumuna yükselmesi, hem de bölgede ki güç dengelerini büyük çapta yerinden oynatması demek. İran’nın Irak’ı siyasi nüfuzu altına alarak yaratacığı türbilans, Afganistan’dan Akdenize kadar Waşington’un bölgede ki tüm hesaplarını altüst edebilir. Savaş sonrası İran’ın hızla güçlenmesine dikkat çekenlerden biri ise Senatör John McCain, “Irak savaşının tek galibinin İran, zaferini kutlamayı hak ediyor” diyor. Bazı yazar ve siyaset bilimcileri ise “İran’ın, ABD’yi Irak’da yendiği” görüşünü savunuyorlar.
KIRILGAN SİYASİ YAPI ÇATIRDIYOR
Amerikan askerlerinin ülkeden ayrılmasından bir kaç saat sonra hassas dengeler üzerine kurulu, zayıf hükümet içinde ilk siyasi kriz patlak verdi. Şii Başbakan Nuri el Maliki, Sünni azınlığın temsilcisi Cumhurbaşkanı yardımcısı Tarık el-Haşimi için tutuklama emri çıkartırken Sünni başbakan yardımcısı Salih el Mutlak hakkında da mecliste güvensizlik oyu istendi. Sünniler Maliki'yi iktidarı ele geçirmek ve paylaşmamakla suçladılar. Maliki'nin Sünni rakiplerini devre dışı bırakma çabası, zar zor oluşturulan ülkenin siyasi bütünlüğünün dağılmasına yol açabilir. Son dönemde azalan mezhep çatışmalarının tekrar fitilini ateşleyerek, ülkeyi kanlı bir iç savaşın eşiğine getirebilir.
Bugün Irak, zayıf bir hükümet, güçsüz bir ordu ve emniyet teşkilatı buna ilaveten dağ gibi sorunları ile kendi başına kaldı. Ülkedeki istikrar, İran’ın etkisi ve ülkedeki mezhep çekişmeleri nedeniyle güvence altına alınabilmiş değil. Amerikan askerleri için Irak Savaşı sona erdi. Ancak milyonlarca Iraklı içinse şimdi yeni ve belirsiz bir gelecek başlıyor. Bu gelişme başta Irak olmak üzere İran ve diğer bölge ülkeleri için tarihi bir dönüm noktası olabilir.
Yorumlar