banner181
banner210

ADALET BAKANLIĞINDA DEĞİŞİKLİK

ADALET BAKANLIĞINDA DEĞİŞİKLİK

Prof. Dr. Bener KARAKARTAL

benerkarakartal@yahoo.com.tr
01 Ağustos 2017, 15:07
Bu makale 340 kez okundu
Kabinede büyük ölçüde bir revizyon yapıldı. Neden? Bu değişikliği nasıl okumalı? Cevap basit: kimler gitti, kimler kaldı? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan vefa duygularının güçlülüğü ile biliniyor. Sevdiklerinin başına bir şey geldiği zaman gözyaşlarını tutamıyor. Ama gerektiği zaman “güle güle” demesini de biliyor. Ne zaman, neden? Yakın zamandan bir örnek: yakın mesai arkadaşı Efkan Ala’yı görevden aldığı zaman kamuoyu şaşırmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu kararının nedeni zaman içinde anlaşıldı. “Dava arkadaşı” Efkan Ala’yla yollarının ayrılmasından sonra İçişleri Bakanlığına AK Partinin dışından, Doğru Yol Partisi kökenli Süleyman Soylu’yu getirdi. Ama Parti dışından gelen Soylu bütün Türkiye’ye icraatıyla parmak ısırttı. Bakanlık içinde FETÖ’cüleri bir fırtına hızıyla ihraç etti. Bakanlık dışında da, terör örgütü hayalinden geçmeyecek ölçüde Türk Devletinden bir tokat yedi. Demek yapılması gereken buymuş. Efkan Ala’nın gitmesi belki Cumhurbaşkanını insan olarak üzmüştür ama tarihi bir devlet adamı kişiliğiyle kararının doğru olduğunu matematik olarak görmüştür.

AYNI MANTIĞIN IZLERI 19 TEMMUZ 2017 KABINE REVIZYONUNDA DA GÖRÜLÜYOR
19 Mayıs 2017 Kabine Revizyonu: kimler gitti, kimler kaldı? Neden? Başbakan Binali Yıldırım, Bakanlar Berat Albayrak, Veysel Eroğlu, Ahmet Arslan görevlerinde kaldılar. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ Adalet Bakanlığından gitti. Neden? Bu soruya cevabı önce “gidenlerde” arayalım.

YARGIDA “KANSER” OLAYI
15 Temmuz 2016 öncesi Cumhurbaşkanı Erdoğan defalarca ısrarla adeta kendini sürekli tekrarlayarak konuşuyor. “Yargıda bir kanser var” diyor. “Dikeni suluyorlar” diyor. “Yapayalnız kalsam da yargıda FETÖ’nün temizlenmesi için mücadeleme devam edeceğim” diyor. Ama ne? Cumhurbaşkanı boşluğa mı konuşuyor? FETÖ’nün bir kanser gibi yargıyı sardığı bir dönemde görevden alınan yargı mensuplarının sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Cumhurbaşkanının mesajını kimler, niçin almıyor? Cumhurbaşkanının talimatlarını kimler, niçin savsaklıyor? Kimler çeşitli bahanelerle ipe un seriyor? Netice ortada: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Marmaris’te ölümden Allah kurtarıyor. 

FETÖ’NÜN CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’I TASFIYE PLANI
Tarihe mal olmuş bir kişi olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın içerde ve dışarda sayısız yeminli düşmanı var. Onu tasfi ye etmek. Ama nasıl? Bu düşmanların maşası FETÖ’nün tezgahladığı birkaç plan var. Birinci plan: fi ziken tasfi ye etmek, yani darbe, suikast. Bu yöntem 15 Temmuz 2016’da deneniyor. Ya başarılı olsalardı? Allah korusun bu 27 Mayıs 1960’ın bir tekrarı olacaktı. Menderes’i askerler astılar. Ama Menderes’in karizması tavan yaptı. Onun hatırası üzerine koca bir Adalet Partisi ve Doğru Yol Partisi neredeyse kırk yıl iktidar oldu. Süleyman Demirel yedi defa iktidara geldi. Menderes ölümüyle büyüdü, büyüdü. Devirenler tarih önünde her gün daha çok rezil oluyorlar. İkinci plan: prestijini sıfırlayarak tasfiye etmek. Bu modeli gittikçe daha büyük ölçüde Latin Amerikalılar kullanıyorlar. Yeni metot ne? Öldürmeyerek, mümkünse ailecek yargılayarak, yolsuzlukla, hırsızlıkla suçlayarak prestijini yok etmek ve halkın önüne çıkamayacak hale getirmek. Bu model son olarak şimdi Brezilya’da uygulanıyor. Brezilya’nın milli kahramanı Lula şimdi yargı önünde. FETÖ bu modeli 17-25 Aralık’ta uygulamaya çalıştı ama bu hedefinden hiç vazgeçmiş değil. Amerika’da tutuklu yargılanan ve İran’la bağlantılı olduğu iddia edilen kişiler bu planın bir parçası.

ADALET BAKANLIĞINDA GÖREV DEĞİŞİMİ: NEDEN?
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ şimdi Başbakan Yardımcısı. Daha önce de olduğu gibi. Bu değerli siyasetçi çok sevdiği Adalet Bakanlığından neden ayrılmak zorunda kaldı? 15 Temmuz 2016 gecesi Bekir Bozdağ’ın Büyük Millet Meclisindeki konuşma ve görüntüleri hala hafızalarda. Ölmek pahasına darbeye meydan okumak, hem de bombalar Meclisin betonarme yapısını parçalarken. Bu büyük bir cesaret örneği. Ama neden Bakanlıkta bu görev değişikliği? Bekir Bozdağ’ın kaderi biraz Efkan Ala’nınkini andırıyor. 15 Temmuz 2016’dan sonra Adalet Bakanlığında büyük tasfiyeler oldu. Çok sayıda Hakim ve Savcı görevden alındı, meslekten ihraç edildi. Ama sorunda burada başlıyor. Temizlik tam yapılmadı mı? Kanser tam temizlendi mi? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bahsettiği “dikenler” hala sulanıyor mu? Kamuoyu ikna edilmiş değil. Neden? Gün geçmiyor ki FETÖ’cüleri acımasızca yargılayan bazı Hakim ve Savcıların kendilerinin de FETÖ’cü oldukları anlaşılmasın. Adil Öksüz’ü salıveren Hakim ve Savcıların FETÖ’cü olduğu iddiası aylar sonra ortaya çıktı. Temizlik tam yapılmadı mı? Eksik yapıldıysa neden? Kimler bu tezgahı Bakan’a kurdu? Efkan Ala’yı FETÖ’cü temizliğinde yokuşa sürenler Adalet Bakanlığına mı transfer oldu? Bazı şikayetler: 15 Temmuz 2016 öncesi memleketin çok değerli insanlarına, ülkeye gerçekten hizmet eden insanlara önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’a taraf oldukları için tehditler yöneltildi. Sonra da çok adice, vicdansızca kumpaslar kuruldu. Bunlar hapse mahkum edildi. Kanser oldular, öldüler. “Gerekçeli karar” verenler bu kararları “Türk milleti adına” verdiklerini ifade ettiler. 15 Temmuz 2016’dan sonra bunlar tasfiye edilmediler mi? Kısmen. Kamu oyu binlerce örnekle çalkalanıyor. Verilen kararlarda mahkemenin Hakimi mahkemenin Savcısıyla el ele kol kola. 15 Temmuz’dan sonra bakıyoruz: Savcı FETÖ’cü olduğu için ihraç edilmiş, tutuklanmış ama onun el ele kol kola dolaştığı Hakim şimdi gene Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aleyhinde ama artık o “laik Atatürkçü”. Sosyal medyada “bağımsızlık karakterimdir” diye mesajlar atıyor. Kamu oyu infial içinde. FETÖ’cüler tezgahı ayan beyan ortada. Kamu oyu tatmin olmadı. Bu tezgah sonucunda FETÖ darbeleri bir komediye dönüşüyor.
FETÖ’cüler hala kahraman gibi. Şov yapıyorlar. Üzerlerine İngilizce kahraman yazan tişörtlerle mahkemelere katılıyorlar. Maalesef Bekir Bozdağ burada enerjisini ispatlayamadı. Süleyman Soylu’nun hem bakanlığı içinde FETÖ’cülere verdiği mücadeleyi hem de Türkiye düzeyinde teröristlere karşı sürdürdüğü acımasız savaşı hatırlasaydı sonuç farklı olabilirdi. Türkiye’de ufukta hala darbe karabulutları dolaşırken FETÖ ile mücadeleyi Cumhurbaşkanı Erdoğan kararlılığı, sürati, enerjisi, cesareti ile sürdürmek gerek. Çünkü fatura tüm Türk Milletine çıkıyor. Kriptolara tahammül vakit geçirilirse kanserden ölüm anlamına geliyor.

Yorum Gönder