banner181

banner213

ADALET BAKANI GÜL GÖZ DOLDURUYOR

ADALET BAKANI GÜL GÖZ DOLDURUYOR

Prof. Dr. Bener KARAKARTAL

benerkarakartal@yahoo.com.tr
29 Ağustos 2017, 16:32
Bu makale 878 kez okundu
Dışarıdan pek fark edilmez. Bakanlık zor, meşakkatli bir iştir. Yalnız bir Siyaset Bilimci olarak konuşmuyorum. Gözlemlerime de dayanıyorum. 
         Yurt dışında ve Türkiye’de çok sayıda Bakanla tanışmak fırsatım oldu. Tanışmanın ötesinde bunlarla arkadaş ve dostta oldum.  Bunların arasında Dünya tarihine girenler var. Cumhurbaşkanları var. Bazı örnekler: Fransa’nın efsane Başbakanı ve Avrupa Birliği Kurucusu Profesör Raymond Barre ile Paris Uluslararası İlişkiler okulunda beraber ders verdik. Barre Cumhurbaşkanı adayı iken iki kez rahmetli dostum Sakıp Sabancı’nın parasıyla davetlim olarak Türkiye’ye geldi. Bu önemdeki  kişiler elleri boşta gelmiyorlar. Barre  Fransa’nın en büyük üç şirketini  Carrefour, BNP- Paribas ve Danone’yi beraberinde Türkiye’ye getirdi. Bu şirketler Sabancı’yla ortaklık kurdu. (Carrefour-Sa , BNP-AK, Danone). Profesör Barre’ı Başbakan Turgut Özal’la tanıştırdım. 1986 ve 1987 yıllarında Başbakanlık konutunda benim de katıldığım yemeklerde Özal’a Avrupa Birliği’ne tam üyelik için yardımcı oldu ve Özal’ın deyimiyle “uzun ince  yol”  başladı. 
         Gene başka bir dostum : Fransa Hükümet Sözcüsü Bakan Profesör Leo  Hamon ile uzun sıcak bir dostluğum oldu. Sorbonne Üniversite’sinde ortak bir kitabımız yayınlandı: “Mort des dictatures Paris Economica Universite De Paris 1- 1981”. Profesör  Hamon rahmetli dostum Nejat F.  Eczacıbaşı’nın sponsorluğuyla ile davetlim olarak Türkiye’ye geldi. Beraberce TRT’nin ilk uydu bağlantılı televizyon programını hazırladık. Paris stüdyolarında Fransa’nın tepedeki devlet adamları ve en zengin on beş kişisi , Ankara Cumhurbaşkanlığı Köşkünde Cumhurbaşkanı Özal , TRT A stüdyosunda üç Bakan , Ekonomi Bakanı  Güneş Taner , Dış İşleri Bakanı Ahmet Kurtcebe Alptemoçin, Devlet Bakanı Kamran İnan ve Türkiye’nin en zengin iş adamları  bu programa katıldılar. Bu programı ben hazırlayıp sundum. 15 kameralı TRT’nin bu ilk uydu bağlantılı programı  31 Ekim 1990 gecesi  yayınlandı. 
         Bunu izleyen günlerde rahmetli Enver Ören beyefendi beni İhlas grubuna davet etti. Önce Türkiye Gazetesinde Dünya liderleriyle görüşmelerim sürmanşetten yayınlandı: Avrupa’nın Devlet Başkanları , Başbakanları , Bakanları , Avrupa Parlamentosu Başkanları , öte yandan İslam Dünyasının liderleri Türkiye Gazetesinin sürmanşetinde konuklarım oldular. Bunlar arasında kimler yoktu ki: Pakistan Başbakanı Navaz  Şerif , İslam Teşkilatı Başkanı Cumhurbaşkanı Dıouf, Filistin Devlet Başbakanı Yaser Arafat , Bosna Hersek Cumhurbaşkanı Alia İzzetbegoviç , Rusya Federasyonu Başkanı Boris Yeltsin , Arap Birliği Genel Sekreteri ve Mısır Dışişleri Bakanı Amr Musa…
         1994 yılında TGRT’yi kurduk. Bu tarihten itibaren TGRT’deki programlarımda defalarca Türkiye’yi yönetenler konuklarım oldu: Demirel , Ecevit , Alparslan Türkeş , Muhsin Yazıcıoğlu… Özal’ın neredeyse tüm Bakanları konuklarım oldu. 
         Özet olarak: nasıl bakan olunur , nasıl bakanlıkta kalınır , nasıl gidilir , ne iz bırakılır , neden? Nasıl? Bunları öğrendim. Yalnız Siyaset Bilimi Profesörü olarak değil, doğrudan gözlemlerimle. Yalnız Türkiye’de değil. Batı Dünyasında , İslam ülkelerinde. 

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN BAKANI OLMAK TARİHİ BİR SORUMLULUK VE BÜYÜK BİR ŞEREF
         Yaşadığımız dönem her anlamda olağanüstü. Kan ve barut kokan bir dönem. Geride 17-25 Aralık , Şehitler ve Gazilerin kanlarıyla yazdıkları 15-16 Temmuz günleri var. Türkiye’nin etrafında bir dehşet çemberi. Yüzbinlerce ölü. Üçüncü Dünya Savaşı görüntüleri. Batıda zavallı ve güçsüz liderler. Tarihe bazıları yüz karası olarak geçecek. Obama gibi. 
         Türkiye’nin çok yakın geçmişi ve bugünü bu. Yarınını ise inanılmaz zorluklar ama zorlu ve şerefli bir mücadele bekliyor. Bu dönemde efsane Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bakanı olmak ve ona layık olmak için olağanüstü çaba ve gayret gerekiyor. 

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN BAKANI OLMAK TARİHE MERDİVEN DAYAMAKTIR 
         Herkes Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bakanı olamaz. Herkes bu koltuğun hakkını gerektiği gibi veremez.
         Birkaç örnek şimdiden efsaneleştiler bile. 

BİNALİ YILDIRIM BİR BÜYÜK BAŞBAKAN
         Başbakan Binali Yıldırım’ın kariyerinde önemli ve farklı dönemler var. Önce Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı dönemi. Lider Erdoğan’ın çizdiği çizgide Binali Yıldırım Türkiye’nin uzaydan görünen fiziki  görüntüsünü değiştirdi: dev köprüler , duble yollar , oto yollar , havaalanları , hızlı trenler… Türkiye tarihinde böyle önemli bir fiziki değişimin bir başka örneği yok. 
         Ama Binali Yıldırım Bakan olarak eserini burada noktalamadı. Siyaset Bilimi açısından en zoruyla  Başbakan olduğu  zaman  karşılaştı.
         Başbakan olarak göreve geldiği zaman her açıdan zor bir Türkiye ile karşılaştı. Belli çevreler onu dolduruşa getirmeye çalıştı. “Anayasa değişti. Yıldırım son Başbakan. 2019’da artık Başbakanlık kalmıyor” diyerek onu Cumhurbaşkanı ile çatıştırmak istediler. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı iç ve dış çevreler , bazı iş adamları geçmişte yaptıkları gibi  Başbakanı provoke etmeye çalıştılar. Başbakan Yıldırım bu tuzağa düşmedi. Provokatörler bu kez baltayı taşa vurmuşlardı. Yıldırım her konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bağlılığını dile getirdi. Bu koltukta varsak Cumhurbaşkanı Erdoğan istediği için varız mesajını hep tekrarladı. 
         Siyasette hainlik çok sık rastlanılan bir durum. Siyasetçiler siyasetin vebası olan bir hastalığa çok kolay yakalanıyorlar. Gözleri hep  yukarda olmak , lideri devirip koltuğuna oturmak. İşte bu hastalığa Binali Yıldırım güçlü bir tekme attı. Lidere bağlılığını her şeyin üzerinde tuttu. 
         Siyasette bir diğer hastalık: “o gider biz kalırız. Açıkta kalmamak için karşı tarafa göz kırpmak , pas vermek gerekir.” Bu iğrenç siyasi hastalığa da Yıldırım hiç pas vermedi. Kamuoyu bu durumu taktirle karşıladı. Geçmişten gelen kötü örnek çöpe atıldı. 
         “Yıldırım son Başbakan”. Muhalefetten gelen bu sözlere Yıldırım hiç kızmadı. Zerre alınmadı. Türkiye’de sistem değişiyordu. Başkanlık sistemine geçilmişti. Türkiye vites büyütüyordu. Lider Erdoğan’dı. Yıldırım’da bu kader yolculuğunda sıfatı ne olursa olsun Erdoğan’ın hemen yanı başındaydı.

BERAT ALBAYRAK YENİ TÜRKİYE’NİN YENİ MODEL BAKANI
         Yaşadığımız zor dönemin en mayınlı tarlası enerji sektörü. Bakan Albayrak’ın devraldığı ideolojik miras başka hainlikleri saklıyordu. “Sakın Nükleere girme. Çevre felaketi olur.” “Sakın barajı yapma. Doğa mahvolur.” “Sakın kömür üretme. Hava kirlenir.” “Sakın maden arama.” “Yapma , yapma , yapma” “ Her şeyi dışarıdan al.” Ülkenin paraları oluk oluk yabancı dev firmalara aksın. Halk fakir kalsın. İşte bu modele Bakan Albayrak göğsünü siper etti. Türkiye’de enerjide model değişiyor. Türkiye’nin haberi olsun. Türkiye kendisine sahip çıkıyor. Türk ekonomisi bu yeni ideoloji sayesinde çağ atlayacak. Lider ülkeler arasında yerini alacak. 

SÜLEYMAN SOYLU BİR KAHRAMAN BAKAN
         Yukarıda bahsettiğimiz “devir değişir , sen açıkta kalırsın. Fazla bir şey yapma. Yapar gözük” siyasi hastalığına en güzel cevabı İçişleri Bakanı Süleyman Soylu veriyor. Süleyman Soylu gözü kara bir cesur bakan. Fetö ile mücadelede örnek oluyor. Açık ve kripto fetö üyelerini bir kasırga gibi savuruyor. Terörün üzerine örneği görülmemiş bir şekilde bir buldozer gibi gidiyor. Soylu daha şu an  bir efsane oldu. Lider Erdoğan’a tarihi yolculuğunda böyle bakanlar gerekir diye düşünüyoruz. 

BAKAN ABDÜLHAMİT GÜL EN ZOR ZAMANDA EN ZOR BAKANLIĞA GELDİ           
         Fetö’nün Türkiye Cumhuriyeti’ni çökertme operasyonunda iki ana üssü vardı: yargı ve ordu. 17-25 Aralık bir yargı darbesiydi. Başarısız oldu. Ama fetö yargı darbesinden hala vazgeçmiş değil. 
         Eğer 15 Temmuz olmasaydı arkasından yargı darbesi tekrar devreye sokulacaktı. Fetö’nün yeni gündeminde bu senaryonun üzerinde çalıştığı kesin. Şimdi masasının üzerinde Navaz Şerif ve Lula örnekleri de var. 
         15 Temmuzdan sonra yargıda önemli tasfiyeler yapıldı. Ama kanser tam olarak temizlendi mi? Yargıdaki kanser kelimesini bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan telaffuz etti. 
         Kripto elemanlar çok tehlikeli. Kamuoyu infial içinde. Yakalanan ve yargıya teslim edilen Adil Öksüz nasıl kaçtı. İnanılır gibi değil. Her gün Türkiye’yi şaşkınlığa çeviren enformasyonlar ortaya çıkıyor. 
         Fetöcülerin mahkemelerdeki şımarıklıkları bir şeyi ortaya koyuyor. Bu devir değişir ve biz tekrar kral oluruz diyorlar. Yeni senaryoların ortaya çıkmasını ümit ediyorlar. Dönem değişecek bizimle uğraşanlar pişman olacak diyorlar. 
         Bakan Gül daha çok genç. Ama arkasında hatırı sayılır bir siyasi tecrübe var. Siyasetten geliyor. 
         Yazımın başında dünyada ve Türkiye’de sayısız Bakanla tanıştığımı dost ve arkadaş olduğumu belirttim. Bir Bakanın nasıl Büyük Bakan olabileceğini gözümle gördüm. Bu açıdan bakınca Bakan Gül çok zor zamanda çok zor bir Bakanlığın başına geldi diyorum. Bu onun açısından esasında dev bir şans. Esas şansta lider Erdoğan’ın bu tarihi dönemde ekibinde olmak. Genç bir Bakan için ne büyük bir fırsat. Bu açılardan Bakan Gül’ün rutin uygulamalar tuzağına düşmeyeceğini sanıyorum. 
         Bakan Gül’le tanışmıyorum. Ama her Türk Vatandaşı gibi onun siyasette başarılı olmasını ümit ediyorum. 

Yorum Gönder