BİST
96121
ALTIN
242.588
DOLAR
6.2046
STERLİN
8.2795
EURO
7.2854
2014, Türkiye için çok güç bir yıl olacak. Büyüme hızı yüzde 3’te kalacak. Enflasyonda ise yüzde 13’ü görmemiz mümkün. Euro 3,65 TL’yi Dolar 2,70 sınırını aşacak…

2014 yılı Ocak ayı ortasında Euro’nun 3 lira sınırını geçmesi, doların 2,20’lerde dolaşması ve borsanın taban yapmasından sonra yabancı sermaye ve yabancı yatırımcılarda Türkiye’den ayrılmaya başlıyorlar. Özellikle son yıllarda İran’dan ve Suriye’den gelen sıcak paranın yanında Arap ülkelerinden gelen paralar ve Yunanistan’ı kriz nedeniyle terk edip Türkiye’ye gelen Euro’lar artık Türkiye’den yavaş yavaş çekiliyor. Ayrıca yabancı sermaye yatırımlarının 2014’te Avrupa’dan gelen son raporlar nezdinde ciddi bir şekilde dibe vuracağından hareket etmeliyiz.

SEÇİMLER VE SORUNLAR
Türkiye’de politik krizin ekonomik krize dönüşmesi, 2014’te üç seçimin gerçekleşecek olması yabancıların Türkiye bakışını negatife çevirdi. Genel seçimlerin öne alınacak olması 2014 yılını Türkiye için riskli gören ülkelerin yatırım yapmalarını da geciktiriyor. Buna karşılık 2014 yılında üst seçim yapıldıktan sonra 2015 yılından itibaren Türkiye’nin belirli bir süre hiçbir seçime gebe olmaması da 2015’ten sonra Türkiye’nin şansını arttıracak bir gelişme olarak görülüyor.

İHRACATIN YÜZDE 60’I ARA MAL
2014’te en iyimser tahmine göre büyüme hızı yüzde 3’ün üstüne geçmeyecek. Aralık ayının ikinci yarasındaki 12 günlük ekonomik krizde Türkiye’nin ekonomik kaybı 40 milyar avro civarında oldu. Bu acıdan enflasyonun da 2014’te ikili hanelerde dolaşması, Türkiye açısından moral bozucu gelişmeleri beraberinde getirecek. Cari açık daha da artacak. Türkiye’de ihracatın ithalata dayalı olması ve ihraç edilen malların yüzde 60 oranında ara mal olarak ithal edilmesi moralleri bozuyor.
Genel olarak bakıldığı zaman Türkiye’deki ekonomik kriz işsizliği de büyük ölçüde arttıracak. 2013 yılında gerçekleştirilen ihracatın 151 milyar dolar seviyesinde kalması 2012’ye göre hiçbir gelişme göstermemesi eski kazanılan pazarlar olarak gördüğümüz Afrika ülkelerine olan ihracatın da hafif düşüşe geçmesi, Avrupa Birliği pazarının da ümit vermemesi Türkiye’de ekonomik krizin daha da büyümesini beraberinde getirebilir.

KRİZ ALANLARI GELİŞİYOR
Önümüzdeki yıl otomotivdeki kriz daha da büyüyecek ve bu branşa ara mal üreten kuruluşlarda ciddi işçi çıkarması olacak. Otomotivdeki satın almaların düşmesinin yanında ÖTV’ye yapılan zam ve dövizin değer kaybetmesinden sonra benzin ve mazot zammı da bu sektörün belini bükecek. Bursa başta olmak üzere otomotiv sektörünün ağırlıklı olduğu bölgelerde krizin artmasını beklememiz gerekir. Dünya pazarında otomotiv üretiminde 16. olan Türkiye önümüzdeki günlerde ilk yirmideki sıralamada yerini alamama durumuyla karşı karşıya.
En önemli gelişmelerden biri de inşaat sektöründe olacak. Doyma noktasına gelen ve son aylarda belirli gayrimeşru olaylar içinde olan inşaat sektöründeki kriz bu branşta da işsizliği arttıracak. İnşaat sektöründe üretilen konutların özellikle orta kesim tarafından alınamayacak duruma gelmesi ve fazla bir arz sunulmasının yanında önümüzdeki günlerde beklenen kredi maliyetlerinin artması da bu sektörde ciddi bir krizi de beraberinde getirecek. Özellikle inşaat sektöründeki bazı iş adamlarının ciddi bir şekilde şaibe altında olması buna ek bir gelişme olarak görülebilir. Bu açıdan bakıldığı zaman eskiden inşaat sektöründe ciddi bir pazar olan Bodrum, İzmir gibi bölgelerde fiyatların ciddi bir düşüşe geçmesini de göz önüne almak gerekiyor. Tekstil ihracatında da sorunların artması ile Türkiye’de işsizlik sayısı büyük ölçüde artacak. Ayrıca bugün Türkiye’de 600 bini Suriye’den gelmek üzere toplam 2,5 milyona yakın kaçak göçmen işçi bulunuyor. Bunlar birçok işi ucuz fiyata yaptıkları için onların çalıştığı branşlarda da Türkler arasında işsizliğin artmasını bekleyebiliriz. 2.5 milyonun üzerinde kaçak göçmenin Türkiye’de inşaat sektöründen tekstile, tarım sektöründen ev hizmetlerinde kadar çok ucuz hizmet vermeleri bu konularda çalışan, işçi çalıştıran işverenlerin de bunlara yönelmesini beraberinde getiriyor. Böylece işsizlik Türkler arasında ciddi bir şekilde artacak. 

KRİZ BÜYÜYOR
Özellikle hükümetin politik krizle birlikte ekonomik krizi tırmandırması kişi başına ulusal geliri 9 bin 500 dolara çekecek. İşsizliğin yüzde 12’lere ve enflasyonun yüzde 11-13 arasında yer alması şaşırtıcı olmamalı.
Türkiye’de bugüne kadara ölçülmesi yapılmamış olan kültür, spor ve gastronomi ekonomisinde yeni araştırmalar yapılarak bu branşlardaki istihdamın ve ekonomik büyümenin ölçülerek bu branşlara daha fazla eğilim gösterilmesinde yararlar var. Avrupa’daki imajımız başta Almanya olmak üzere, ciddi bir şekilde dibe vurmuş durumda. Bunların düzelmesi büyük ölçüde zaman alacak.  Avrupa Birliği’nin gündemini Türkiye geçtiğimiz yıl Gezi krizinden sonra bu yıl tekrar ekonomik krizle oturmuş bulunuyor. Türkiye’ye yönelik önyargıları olan Avrupa Birliği ülkeleri bunu fırsat bilerek Türkiye’yi dışlama politikası içine giriyor. Başta Almanya Başbakanı Angela Merkel ilk önce Türkiye’ye tam üyelik yerine özel statü vermekten bahsederken son aylarda bunu stratejik partnere dönüştürme çabası içinde. AB’nin stratejik partnerleri bugüne kadar hiç üye olma isteminde bulunmayan Ukrayna ve Rusya’dan sonra Türkiye olabilir. 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ocak ayındaki Brüksel ziyareti AB ilişkilerini yumuşatmaya yetmeyecek gibi...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.